HASBIHAL

Sevgili Türk Edebiyatı Okuyucuları

Haziran sayımızda, “Hasbihal”de Mehmed Niyazi Özdemir’in vefat haberini ve üzüntüsünü paylaşmıştık. Merhumun vefatının hemen ardından hakkında bir dosya tertip etmek için çalışmalara başladık. Doğrusunu söylemek gerekirse daha hacimli bir dosya hatta özel sayı yapma niyetindeydik. Ancak kısa süre sonra Prof. Dr. Semavi Eyice’nin vefat haberi geldi. Eyice, İstanbul’un tarih ve kültürüne büyük hizmetler etmiş, eserler vermiş, öğrenciler yetiştirmiş bir ilim adamıydı. Çalışmalarını sadece İstanbul’a hasretmemişti. Trakya ve Balkanlarda, nerede Türk kültürüne ait bir eser varsa oraya gitmiş ve o eserle ilgili bir çalışma yapmıştı. Aynı zamanda çok önemli bir Bizans tarihçisi de olan Eyice, galiba neslinin ve türünün son temsilcisiydi. Mehmed Niyazi ve Semavi Eyice gibi isimlerin aramızdan çekilişinin anlamı ölümden çok daha büyük bir anlam ihtiva ediyor şüphesiz. Elinizdeki sayının büyük bir kısmını bu iki büyük insanın aziz hatıralarına ayırmış olduk. Her iki büyüğümüzü hizmetlerinden dolayı bir kere daha rahmet ve şükranla anıyoruz.

Bu sayıda dosyaların önüne bir hikâye koyduk: Mustafa Everdi’nin “Kılçıklı Hikâyesi”ni beğenerek okuyacağınızı tahmin ediyorum. Dili temiz, rahat ve çarpıcı. Yazar, kolayca söylüyor ne söyleyecekse. Ama basitçe değil.

Mehmed Niyazi dosyasının ilk yazısı merhumun altmış yıllık dostu Özer Ravanoğlu’na ait. Ravanoğlu; “Mehmed Niyazi” başlıklı yazısında daha çok merhumun gençlik, öğrencilik yıllarına, o karanlık devirlerde verilen mücadelelere odaklanmış. Yazıyı okurken Mehmed Niyazi’nin teşkilatçı, mücadeleci kişiliğine biraz da hayranlıkla şahitlik edeceksiniz. Ahmed Güner Sayar ise “Mehmed Niyazî Özdemir’e Vedâ” yazısında, nasıl tanıştıklarını, aralarında ne tür bir münasebet geliştiğini anlatıyor ve Mehmed Niyazi’nin kalemi ve kişiliği ile ilgili tespitler yapıyor. Ahmed Güner Sayar, nekroloji yazılarını hep gidenlerle konuşur gibi yazıyor. Daha doğrusu sanki ötelere bakarak… Bu yüzden kendini sevdiren, derinlikli yazılar koyuyor ortaya. Yazarın kendine has imlası da sanki bu derinliğe katkıda bulunuyor. Dokunmamayı tercih ediyoruz bunun için. Mehmed Niyazi’yi yakından tanıyan arkadaşlarımızdan Ahmet Koçak da; “Tarihi Romana Taşıyan Usta: Mehmed Niyazi Özdemir’in Ardından” başlıklı yazısında yazarın çalışma tarzı, sohbetleri, kişiliği ve eserleri üzerinde durdu. Kısa ama doyurucu bir yazı. Genç romancılarımızdan Fatih Baha Aydın da; “Mehmed Niyazi Özdemir’in Gölgesinde” yazısında yazarı nasıl tanıdığını, kendisi için ne ifade ettiğini anlatıyor yer yer de hatıralarını naklediyor. Fatih Baha Aydın, ilk ve şimdilik tek romanı olan Bihaber’i merhuma ithaf etmişti bilindiği gibi. Mehmet Bilâl yamak da dosyaya; “Sanma ki Hikâyesi Şu Titreyen Dalların; Düşen yaprakla Biter…” adlı yazısıyla katkıda bulundu. Yamak, kendindeki Mehmed Niyazi’nin portresini aktarıyor bize. Dosyanın son yazısı Şerif Aydemir’e ait: “Bir Yıldız Daha Kaydı Göğümüzden”. Samimi ve içten bir yazı. “Niyazi Ağabey” derken bunu hissettiriyor. Hatırayla karışık kendindeki Mehmed Niyazi’yi anlatıyor okuyucuya. İyi ki de anlatıyor…

Mehmed Niyazi dosyası Aydemir’in yazısıyla şimdilik kaydıyla sonlanıyor. Zira, önümüzdeki sayılarda onun kişiliği, yazarlığı ve düşünce adamı tarafıyla ilgili yazılar yayınlamaya devam edeceğiz.

Bu sayıda iki yazılık bir dosyamız daha var. Merhum Prof. Dr. Semavi Eyice ile ilgili bu dosya bir uzun röportaj ve bir yazıdan oluşuyor. Röportaj, Eyice ile yapılmış son röportaj olma özelliğine sahip. Epeyce uzun olmakla beraber, söylenenlerin ehemmiyetinden ötürü, atılacak, kırpılacak hatta ertelenecek bir yanı olmadığı için bütünüyle yayınlıyoruz. Bu son derece önemli röportajı İsa Kayaalp ve Sema Doğan gerçekleştirdi. Her iki yazarımıza da teşekkür ediyoruz. Dosyanın yazısı ise Sema Doğan’a ait; “İstanbul Hafızasını Kaybetti: Semavi Eyice”… Başlığında acı bir hakikati haber veriyor. Haykırarak mı, fısıldayarak mı? Buna her okurun ayrı ayrı karar vereceğini düşünüyorum. 

Yakın zamanda yayınlanan; Sürgün, İntihal ve İntihar-Edebiyatımızın Siyasetle İmtihanı adlı eseriyle dikkatleri çeken yazar Selçuk Karakılıç’la Necati Tonga’nın yaptığı röportajı dikkatle okumanızı öneririm.

Bu sayıda bir Kudüs yazısı ve şiiri de var. Yazı Süleyman Doğan’a ait; “Şarkın Hüzünlü Şehri: Kudüs-ü Şerif”, şiirse Ahmet Şenol Alkılıç’a; “Adı Kudüs Olan”.

Elinizdeki sayı da hikâyeyle; Fatma Zehra Sunay’ın “Reyhan” ve Ayşe Göktürk Tunceroğlu’nun “Şişe”siyle bitiyor. 

Kitaplık ve ajanda her zamanki gibi dopdolu.

Yeni sayılarda buluşmak üzere… 

 

NOT: Dergimizi “kitapyurdu.com” başta olmak üzere belli başlı internet kitapçılarından edinebilirsiniz. 

 

Bahtiyar Aslan

Genel Yayın Yönetmeni



Bahtiyar Aslan

VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön