HASBIHAL

Bu sayıya çok önemli bir röportajla başladık. Gülper Refiğ, Türkiye’nin önemli müzikologlarından biri. Fakat o sadece bir müzikolog değil. Türkiye’nin meseleleriyle ilgilenen, fikirler üreten ve çareler arayan bir isim. Gülper Refiğ ile arkadaşımız Âdem Polat konuştu. Refiğ ile Türk müziğinin meselelerinden merhum eşi Halit Refiğ’e, onun sinema anlayışına, Türk sineması ve Türkiye’ye bakışına; Kemal Tahir, Halit Refiğ ve Oğuz Atay’ın sık gündeme getirdikleri Türkiye’nin ruhu meselesine kadar birçok konuyu konuştuk. Bu uzun ve doyurucu röportajın ilk kısmını bu sayının hemen başında yayınlıyoruz. Keyifle okuyacağınızı tahmin ediyorum. Gülper Hanım, arşivindeki fotoğrafları da bizimle paylaşma nezaketinde bulundular. Bunun için de ayrıca teşekkür ediyoruz.

Röportajın ardından Mustafa Everdi’nin “Doğum Günü Taziyesi” ve Abdullah Harmancı’nın “Ölümsüz Kasaba” adlı hikâyelerini okuyabilirsiniz. 

Geçtiğimiz ayın ortalarında, 16 Ekim’de, gece yarısına doğru kaybettik Bahaettin Karakoç’u. Daha bir iki gün önce Kahramanmaraş Kitap Fuarı’nda okurlarına kitap imzalıyordu. Hiç aklımızda yokken aldık acı haberi. Karakoç, bu hayatı dimdik yaşadı, eğilmedi, bükülmedi, dünya malına tamah, mevki ve makama itibar etmedi. Buna hiç değilse otuz yıl şahit oldum. Cerbezeli bir yapısı vardı ve bildiğini bildiği gibi söylediği için zaman zaman insanları küstürdüğü oluyordu. Doğruyu her yerde söylerdi. Karşısındakinin mevki-makamına bakmazdı. Zannederim aşksız nefes almadı. Birkaç yıl önce bir hastalık zamanında ölüm üzerine konuşmuştuk. “Şimdi gelse Azrail, ne yaparsın?” diye sorduğumda, “Hoş geldin der, düşerim peşine. Güle güle gelsin. Doya doya yaşadım. Hiç itiraz etmem” demişti. Gerçekten aşkı, tabiatı, insanı, çiçeği, çocuğu, kuşu, kelebeği ile dünyayı doya doya yaşadı. Çünkü onlara bakmayı, onlarla konuşmayı biliyordu. Birden evrende kocaman bir boşluk açıldığını hissettim o gidince. Serazat akan, gürleyen bir ırmak, bir çağlayan susuverdi aniden. Söylenecek o kadar çok şey var ki…

Karakoç dosyasına, hakkında uzun zamandır çalışmalar yapan Ramazan Avcı’nın merhumun hayatının kronolojisini veren yazısıyla başladık. Onu Mehmet Narlı’nın geniş bir değerlendirmesi takip etti. Mehmet Narlı da Karakoç ve şiiri hakkında geniş donanıma sahip olan birkaç isimden biri. İki yazının arasına merhumun daha önce hiç yayımlanmamış şiirlerinden bir kaçını aldık. İçlerinden birinin adı bile konmamış. Beyhan Kanter, Karakoç’un şiir estetiğini yazdı. Bu, şüphesiz bir giriş yazısıdır. Şairle çok uzun zamandan beri tanışıp görüşen isimlerden biriydi Namık Açıkgöz. O da; “Kuş Bakışı Bahaettin Karakoç Şiiri” başlıklı yazıyla uğurladı Karakoç’u. Yağmur Tunalı’nın yazısının başlığı da, muhtevası da ağıt; “Şol Yel Esip Geçmiş Gibi”… Gerçi dosyadaki bütün yazılar onu uğurlama bilinciyle yazıldığı için, cümlelere gizli bir ağıt havası sızmış gibi. Okurken siz de fark edeceksiniz. Son anına kadar yanında olan Yasin Mortaş, kendisine ölümüne yakın bir zamanda; “Daha yeni şair olduğuma inandım” diyen büyük şairin arkasından bir ağıt kaleme aldı: “Şiir Sesli Kartal Sagusu”… Bu şiirin başlığında “sagu”nun kullanılması çok anlamlı geliyor bana nedense.

İsa Kocakaplan, şairin bir şiirinin isminden yola çıkarak bir yazı kaleme aldı; “Bahaettin Karakoç’un ‘Güzlekleyen’ Şiiri Üzerine”. Tayyib Atmaca’nın yazısının başlığı ise; “Göçtü Kartal Kaldık Dağlar Başında”. Çünkü göçen Türk şiirinin kartalıydı. Maksut Yiğitbaş ise, şairle yapılan bir röportajın izini sürüyor yazısında. Ben de merhumun şiirini gelenek ve modernlik bağlamında değerlendirmeye çalıştım. Şiirinden çok da tutumunu… İmdat Avşar’ın yazısını da bir ağıt okur gibi okuyacaksınız. Onu Memmed İsmayıl’ın; “Şiirin Sultanı…” yazısı takip ediyor. Dosyanın son yazısı Mustafa Özçelik’e ait: “Göklere Süzülen Beyaz Kartal”… 

Dosya yazılarını “İbretnümâ” ve Recep Seyhan’ın bir hikâyesini konu alan bir inceleme takip ediyor. Yalçın Doruk’un yazısının başlığı şöyle: “Recep Seyhan’ın ‘İskelede’ Hikâyesinde Tektonik Anlam Katmanları”.

Sevgili okuyucularımız, dergimizin maliyet fiyatlarında bir süreden beri çok ciddi bir artış oldu. Bu sebeple hiç istemesek de derginin fiyatında bir düzenleme yapmak zorunda kaldık. Bizi anlayışla karşılayacağınızı umuyoruz. 

Kitaplık ve ajandaya dosyanın hacminden ötürü bu sayıda yer veremedik. 

Yeni sayılarda buluşmak üzere… 



Bahtiyar Aslan

VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön