HASBIHAL

Sevgili Türk Edebiyatı Okuyucuları

 

Ramazan ayının Türk ve İslâm âlemine hayır ve bereket getirmesini diliyoruz. Bu mübarek ay hürmetine Rabbimizden mazlumlara inayet etmesini, zalimleri de kahr u perişan eylemesini niyaz ediyoruz.

Bu sayımıza iki güzel hikâye ile başladık. Birincisi Fatma Pekşen’e, ikincisi Erhan Genç’e ait. Pekşen’in İşletmenin İşi ve Erhan Genç’in E Posta başlıklı hikâyelerini keyifle okuyacağınızdan eminim. Dergimizde daha çok yaptığı röportajlarla bilinen Erhan Genç, bundan böyle sık sık hikâyeleriyle de görünecek. 

Edebiyatımızda deneme türü denince akla ilk gelen isim şüphesiz Cemil Meriç’tir. Hayatını bu ülkenin kaderine, tarihine, ilmine, irfanına adamış, yazdıklarıyla ve yaşadıklarıyla üslup sahibi olmanın ne demek olduğunu herkese göstermiş bir büyük mütefekkir ve mustaripti. Meriç’i otuz yıl önce bir Haziran ayında kaybetmiştik.

Aynı yıl ve ay içinde kaybettiğimiz bir başka isimdi Cahit Zarifoğlu. “Zarif adamdı” dediler ardından. Ama sadece o kadar değildi. Nevi şahsına münhasır bir hayat yaşadı, nevi şahsına münhasır bir şiir yazdı. Kendi göğünde tek başına bir yıldızdı. Bugün Türk şiiri, Türk düşüncesi, Türk edebiyatı bu iki büyük adamın inceliğine, duyarlığına, üslubuna ve sahip oldukları fikir namusuna her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyor.

Bu sayımızda Meriç ve Zarifoğlu için küçük birer dosya hazırladık. Cemil Meriç dosyasına merhumun kızı Prof. Dr. Ümit Meriç ile yapılan bir röportajla başladık. Röportajı arkadaşımız Funda Özsoy Erdoğan gerçekleştirdi. Ümit Meriç, Özsoy’un sorduğu sorulara içtenlikle ve sıcacık cevaplar vermiş. Bu sıcak sohbeti okurken Cemil Meriç’in trajedisine ortak olacaksınız. Ümit Meriç’e röportajdaki samimiyeti için ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bana kalırsa bu röportaj yıllarca önemini koruyarak okunacaktır.

Meriç’le ilgili ilk yazı Senail Özkan’a ait. Kendisi de hayatını Türk irfanına adamış bir insan olan Özkan, yazısında Cemil Meriç’in Saint Simon üzerine yazdığı kitaptan hareketle merhumun pozitivist olup olmadığını sorguluyor. Onu Mahmut Babacan’ın Meriç’in üslubuna dair kapsamlı, etkili ve yetkili bir yazısı takip ediyor. Babacan’ın yazısının başlığı; Cemil Meriç’in Denemelerinde Dil ve Üslûp. İhsan Ayal, Cumhuriyetin “Mazur” Mütefekkiri: Cemil Meriç başlıklı yazısında yazarı kendi yaşadığı dönemin sosyal şartları içinde değerlendiriyor. Ayal’ın kendi hikâyesini de dâhil ettiği yazıda çoğumuzun hikâyesi de gizli aslında. Kâmil Yeşil de Senden Ne Kalacak Yarına? adlı yazısında kendine has üslûbu ve yaklaşımıyla Cemil Meriç’ten geriye ne kalacağını sorguluyor. Yeşil’in yazısını okurken Meriç’in metinlerini farklı ve yeni yaklaşımlarla okumanın imkânlarıyla karşılaşacaksınız. Bazı metinler böyledir, okundukça ve zamanla zenginleşirler. Recep Seyhan kısa ve vurucu bir yazıyla, Cemil Meriç’te Aydın Olgusu yazısıyla bu dosyaya katkıda bulundu. Kısa ama net ve vurucu bir yazı. Değerli arkadaşımız Tahsin Yıldırım, Cemil Meriç’in edebiyatçılarla ilgili görüşlerini araştırdı. Çok daha uzun ve kapsamlı bir çalışmanın bir özeti gibi okunabilecek bu yazıda, sadece Haziran ayında vefat edenleri esas almış Yıldırım. İlgiyle okunacak bir yazı.

İbrahim Öztürk’çü, Abdurrahman Şeref Bey’in geçen asrın ramazanlarını anlatan bir yazısını paylaştı bizimle. Onu takip eden yazı Fatih Kısaparmak’a ait hüzünlü bir anne yazısı. Kısaparmak, kısa zaman önce annesini kaybetmişti. Merhumeye Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyoruz. Kısaparmak’ın Göz Yaşarır, Kalp Hüzünlenir başlıklı yazısını okurken aslında göçüp gidenin annelerimizden biri olduğunu hissedeceksiniz.

Cahit Zarifoğlu dosyasında sadece üç yazı var. Dosyanın ilk yazısı bendenize ait. İkinci yazı Özcan Ünlü’nün “Zarifoğlu: Kime Göre Kapalı, Neye Göre Açık?” başlıklı yazısı. Ünlü, yazısında Zarifoğlu şiirinin gerçekten kapalı olup olmadığını sorguluyor. Şakir Kurtulmuş ise günlüğünde Zarifoğlu’nun oğlunun düğünü sırasında “Cahit Abi”yi nasıl andıklarını, geçmişe nasıl yolculuk ettiklerini anlatıyor. Kendisine eşlik eden başka şairlerden de söz açıyor. Böyle samimi yazılara, günlüklere, denemelere çok ihtiyacımız var galiba.

Dosyayı iki hikâye takip ediyor. Birincisi Yıldırım Türk’ün Gurbette Çocuk Sesleri hikâyesi, ikincisi ise Şenol Turan’ın Sevda Apartmanı… İkisini de beğenerek okuyacağınızdan eminim. Bu sayının son yazısı Beyhan Kanter’e ait. Kanter, Mustafa Ruhi Şirin’in Çocuk, Çocukluk ve Çocuk Edebiyatı adlı eserini değerlendiriyor.

Bu sayıda İsmail Karakurt, Cengizhan Orakçı, Büyend Tokgöz, Ertuğrul Aydın, Yalçın Ülker, Yunus Kemal, Cevat Akkanat, Hüseyin Çolak, Mehmet Baş ve Şenol Turan şiirleriyle yer aldılar.

Kitaplık ve ajanda her zamanki gibi dopdolu.

Yeni sayılarda buluşmak üzere… 

 

NOT: Dergimizi “kitapyurdu.com” başta olmak üzere belli başlı internet kitapçılarından edinebilirsiniz. 

 

Bahtiyar Aslan

Genel Yayın Yönetmeni

 



Bahtiyar Aslan

VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön