HASBIHAL

Sevgili Türk Edebiyatı Okuyucuları

 

Türk şiirinin yaşayan en mümtaz isimlerinden biri olan Ali Akbaş 75 yaşında. Şairimize Allah’tan uzun ve bereketli bir ömür diliyoruz. Bu sayıyı ona hasrettik. Akbaş, elli yılı aşkın bir süredir yazarak, konuşarak ve insan yetiştirerek Türk şiirine hizmet ediyor. Vakur ama mağrur değil onun şiiri. Yerine göre haykıran, yerine göre inleyen çileli, dertli bir şiir. Akbaş’ın şiiri başta Türk dünyası olmak üzere bütün İslâm âlemi ve insanlığın dertleriyle dertlenen ve çocukları saçlarından öpen bir şiir. Akbaş, yazdıkları ve yaşattıklarıyla çok şeyi hak ediyor. 

Elinizdeki sayının hazırlanmasında Yakup Ömeroğlu’nun büyük emeği var. Bu sayının editörü o desem yeridir. Ömeroğlu’na dergimiz adına teşekkür ediyorum. Aslında her şeyi Ali Akbaş’tan gizli yürütecektik. Son günlere kadar da bunu başardık. Kendisiyle başka bir bahaneyle röportaj yaptık. Yakup Ömeroğlu, görsellerin büyük bir kısmını Akbaş’ın eşiyle, çocuklarıyla işbirliği yaparak temin etti. Ancak şaire hazırladığımız sürpriz, bu konudaki acemiliğimize kurban gitti.

Özel sayıya Ali Akbaş’tan seçtiğimiz şiirlerle başladık. Şiirleri arkadaşımız A. Cihat Beritli’nin şairle yaptığı röportaj takip ediyor. Röportajı okurken, şairin yaşama ve yazma üslubunu bir arada tadacaksınız. Yaşadığı gibi yazdığından, yazdığı gibi yaşadığından olmalı. Özel sayının ilk yazısı Türkolojinin yaşayan en büyük isimlerinden birine, Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’a ait. Ercilasun, yazısında şairin Korkut Akbaş imzasıyla kaleme aldığı ilk şiirlerden son şiirlerine kadar genel ama son derece yetkin bir değerlendirme yapıyor. Bu değerlendirmeye hatıraların da eşlik etmesi yazıyı sıcacık, içten bir yazı haline getiriyor. Severek ve yaşayarak okuyacaksınız.

İkinci yazı, başlığından da anlaşılacağı gibi aralarında uzun zamandan beri abi-kardeş ilişkisi olan Bayram Bilge Tokel’e ait. Kamuoyu, Tokel’i daha çok söylediği türkülerden ve sazından tanır. Kırk yılı aşkın bir dostluğun hikâyesi ve bu dostluktan Akbaş’ın şiirine açılan bir pencere. Tokel’in yazısını sızılı bir yazı takip ediyor. Nesrin T. Karaca, “Göygöl Şiirinde, Suyun ve Ali Akbaş’ın Belleğindeki Kadim Türk Tarihi” başlıklı yazısında şairin meşhur şiirini ele alıyor. Okurken, yazının bir yerlerine bir acının, bir sızının ama kadim bir sızının sindiğini hissedeceksiniz. Bu sızı, zannederim ta Dede Korkut’tan, o eski çağlardan kalan bir sızıdır.

Akbaş, kuşların, çiçeklerin, börtü böceğin ve yıldızların da şairidir. Tabiatın bu zenginliklerini şiirlerine birer pırlanta gibi yerleştirir. Namık Açıkgöz, “Ali Akbaş’ın Şiirinde Şiir Başına Düşen Kuş Sayısı” başlıklı yazısında bu unsurlardan sadece birine yoğunlaşıyor. Yazının içinden serçe sesleri yükseliyor. Bu yazıyı bir alıntı takip ediyor. Kısacık bir yazısı var Akbaş’ın. 1982 Mayıs’ında Doğuş Edebiyat’ta yayınlanmış. “Söğüt ve Serçe” o günden beri Akbaş’ın poetikası gibi okunan bir metin.

Şairin yakın dostlarından biri olduğunu bildiğim Hüseyin Özbay da “Millîden Evrensele Ali Akbaş” başlıklı yazısıyla bu sayıya katkı sağladı. Özbay’ın yazısı samimi, sohbet eder gibi sıcacık bir yazı. Yakup Ömeroğlu ise “Millet ve Medeniyetimizin İncileri ya da Ali Akbaş’ın Şiiri” başlıklı yazısında şairin söyleyişteki ustalığına ve şairin coğrafyasına dikkat çekiyor. Akbaş’ın şiirinin coğrafyasını beraber gezdiklerini biliyorum. Bu sayının diğer yazıları gibi bunda da yaşanmışlığı göreceksiniz.

Fahri Kaplan ise şairin en hüzünlü şiirlerinden birine eğildi. “Hüzne Giden Trenler: Ali Akbaş’ın ‘Göç’ Şiiri” başlıklı yazıda Almanya’ya göçün buruk hikâyesi tarihe düşen anlamıyla birlikte ele alınıyor. Ben de “Ali Akbaş’ta Modernlik ve Gelenek” adlı yazımda şairin hem geleneksel hem de modern oluşunu temellendirmeye çalıştım. Özcan Ünlü, “Ali Akbaş’ın Mal Varlığı”nın, çiçeklerinin, kuşlarının, şiirlerinin envanterini çıkardı şiir gibi bir yazıyla. 

Akbaş’ın Kuş Sofrası adlı eserini Makedonca’ya çeviren Mariya Leontiç de “Ali Akbaş, Şiiri ve Ben” yazısıyla bu sayıda yer aldı. Onu Özbek şair Tahir Kahhar’ın “Sönmez Kor” ve Gagavuz Yeri’nden Todur Zanet’in “Ustalığı Gibi İtibarı Var, İtibarı Gibi Ustalığı” başlıklı yazılar takip ediyor. Bu üç yazı da yer yer yazarların kendi ağız/şive özelliklerini barındırıyor. Bu da yazılara ayrı bir güzellik katıyor. Bu bakımdan dokunmamayı tercih ettik.

Sona doğru küçük bir albüm selamlayacak sizi. 

Kitaplık ve ajanda her zamanki gibi dopdolu.

Yeni sayılarda buluşmak üzere… 

 

Bahtiyar Aslan

Türk Edebiyatı Dergisi

Genel Yayın Yönetmeni

 

NOT: Dergimizi “kitapyurdu.com” başta olmak üzere belli başlı internet kitapçılarından edinebilirsiniz. 



Bahtiyar Aslan

VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön