Bayrak Adam O.Y. Serdengeçti

Bazı insanlar vardır susmayı tercih ederler, bazı insanlar ise haksızlık gördükleri yerde kınlarından sıyrılarak, mazlumlara ses ve ışık olup yol gösterirler. O güne kadar sade bir insan konumundayken, masum bir gözyaşı gördüklerinde, nefs elbisesini yırtıp Alperen kimliğini taşımaya başlarlar. Osman Zeki Yüksel, Serdengeçti olmadan önce Akseki’den Ankara’ya felsefe okumaya gelmiş, öğretmenlik hayali kuran genç bir talebedir. Baskıcı hâkim zümrenin politikalarına, uygulamalarına karşı, dönemin milliyetçi – muhafazakâr gençliğinin kıpırdanışlarına, hatipliği, sağduyusu ve keskin zekâsıyla önder olur. Haksızlık karşısında susmamayı düstur edinmiş bir dâvâ adamıdır artık. Hakk ve halktan yana politika yapan dergisiyle milletin gönlünde yer edinmiştir. Özlediği âlem için kendini feda eden bu büyük dâvâ adamına en yakışan isimdir Serdengeçti… Çünkü şanlı tarihimizden günümüze ölümü kucaklayan, vatan ve milleti için düşünmeden ateşe atılanlar alperenler, serdengeçtilerdir… Babasının konağında rahat rahat yaşabilecekken, ekonomik zorluklar çekmeyi, mazbut yazıhanelerde, bodrum katlarında yaşamayı tercih etmiştir. Üstüne başına dikkat etmez, elinde ikiden fazla kıyafet varsa birini muhakkak ihtiyaç sahibine verir. Kendine cimri, öğrencilere ve dergilere ise cömert bir adamdır. Yazdıklarından dolayı defalarca hapishane yolunda gider gelir, ama bir kere bile kalemini Hakk yolunda sallanan kılıç gibi kullanmaktan çekinmez. O günün ve bugünün bazı yazarları “aman!” diye tedirgin olurken, Serdengeçti baskı ve zulüm yıllarında bile “aman!” demek nedir bilmez. Bilmez, çünkü makam ve mevki için değil, halk ve Hakk’tan yana yazar. Serdengeçti’yi seven zümre, “seçkinler topluluğu” değil, vatanın gerçek sahipleri, bu azîz vatan toprakları için canını da malını da veren millet evlâtlarıdır. Millet için işkence görür, hapse girer, okuldan atılır, ihraç edilir, idamla yargılanır, ama yılmaz, korkmaz, küsmez, vazgeçmez dâvâsından… Osman Yüksel Serdengeçti, gerçek bir mücâhid, gerçek bir gönül adamıdır. Hz. Yunus, Hz. Mevlâna ve Mehmet Akif’i ruhuna nakş etmiştir. O, daha çok yalınayak, diyar diyar gezen, dervişliğin hırkada olmadığını anlatan Hz. Yunus’a benzer. Yunus Emre’nin 20. yüzyılda vücut bulmuş hâlidir adeta… Gönül adamlığı ve keskin yazılarının yanı sıra, iyi bir mizahçıdır. Mizahı çok sever, hayatı boyunca bundan vazgeçmez. Serdengeçti dergisinin “Gülünç Hakikatler“ köşesi, nasıl bir mizahçı olduğunun ispatıdır. Onun mizahında bile bir derdi vardır. Milleti için, gönül hudutlarında çizdiği büyük vatan için yaşadığı gayret ve ıstırabının başka bir ifadesidir mizah... İşte bu belgesel, bu noktadan hareket etti. Onun sadece mizahçı bir siyasetçi olmadığını, dâvâsı yolunda nasıl bir mücâhidlik örneği verdiğini, ülküsü uğruna her şeyi göze aldığını, Türk ve Müslüman toplumların acı çekmesine katlanamayan, hür olmaları için çırpınan soylu bir ruh olduğunu göstermek istedik. Bu belgesel, gençlere hâlâ öncülük etmekte olan bir “Bayrak Adam”ın hikâyesidir.

Yazar: Senaryo - Yönetim: Elçin Ödemiş
Sayfa: 0
Yayın Yılı: 2014
Kağıdı: 40 Dakika
Ebat: *
Kapak: *
ISBN: *
Fiyatı: 10 TL
VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön