DUYURU

Uçar: Amerikalı misyonerlere birileri göz yummuş



Filistin üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Tarihçi Dr. Ahmet Uçar, bu defa tarihin küllenmiş sayfalarından, üzeri örtülmüş bir tanassur (Hristiyanlaştırma) hadisesini aydınlattı. Dr. Uçar’ın Çamlıca Basım Yayın’dan çıkan “1928’de Hıristiyanlaştırılan Kızlar” adlı eseri, Bursa’daki Amerikan Kız Lisesinde talebelere yapılan propagandaları mercek altına alıyor. Biz de Uçar’la bir sohbet gerçekleştirerek, Amerikalı Protestan misyonerlerin o yıllarda aşikâre yürüttüğü faaliyetleri konuştuk...

 

KUDÜS’TE BAŞLADILAR

Amerikalıların Osmanlı coğrafyasındaki hikâyeleri nasıl başladı?

Protestan mezhebindeki Hristiyanlara ait bu mekteplerin tarihleri, 1800’lerin başına kadar gidiyor. 1810 yılında insanları Hristiyanlaştırmak maksadıyla “American Board” adıyla bir misyonerlik teşkilatı kurulmuştu. Amerikalı Protestanlar “Tanrı, en üstün ırk olan Amerikalılara, Hristiyanlık yoluyla dünyayı yönetme vazifesi vermiş” düşüncesiyle işe başladılar. Osmanlıyı da 1819’da programa aldılar. Önce Kudüs’te faaliyetlere başladılar. Fakat kısa bir müddet sonra Müslümanlar ve Yahudilere propaganda yapmaktan vazgeçtiler.

 

‘ADACIKLAR’A HÜCUM! 

Bu karara ne sebep oldu?

Çünkü Amerikan Protestanlar, Müslümanları, kolaylıkla Hristiyan yapamayacaklarını anladılar. Zaten İslam hukuku buna müsaade etmiyordu. Yahudileri de dinlerinden döndüremeyeceklerine kanaat getirince, sahipsiz gördükleri eski Doğu kiliselerine mensup Gregoryan Ermenilere ve Süryanilere propaganda yapmaya başladılar; “Müslüman denizinde boğulmak üzere olan bu adacıkları kurtarmamız gerekiyor” dediler. Bu yüzden onların yoğun olarak yaşadıkları yerlere Protestan mektepleri açtılar.  

 

İKİYE BÖLÜNMÜŞLER 

Bu mekteplerin ne gibi faaliyetleri oldu?

1830’larda İstanbul’a gelen Protestanlar, Osmanlı illerini “günahkâr şehirler” olarak kabul ediyorlardı. Amerikalı misyonerler, faaliyet usulü olarak aslında iki farklı düşünceye ayrıldılar. Bir grup, laik eğitimi benimsedi; talebeleri dünyevi olarak yetiştirirken kendimize çekeriz mantığıyla hareket etti. Diğer kısmı ise “Bizim asıl işimiz doktor, mühendis yetiştirmek değil” diyerek Hristiyanlık eğitimi verdi. Ama her ikisi de daha çok Osmanlıdaki Ermeniler üzerine faaliyet yürüttü. Böylece birçok Ermeni, kendi mezhebini bırakıp Protestan oldu. 

 

Ermeniler için geldiler, Türkleri hedefe koydular

Peki, Ermenilere yönelik olarak çalışan Amerikalı misyonerler, nasıl oldu da Türklere propaganda yapmaya başladı?

19. asra gelindiğinde yapılan 1915 tehciri sonrasında Ermeni nüfusu oldukça azaldı. Rumlar da Anadolu’dan ayrılmak zorunda kalınca, Protestanların hedef kitlesi ortadan kalkmış oldu. 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilince, Amerikan mektepleri Türkiye’de kalıp kalmama tartışmasının içerisine girdi. Ama en sonunda “Anadolu’ya yıllarca yatırım yaptık” diyerek misyonerlik faaliyetlerini Müslüman Türklere karşı sürdürme kararı aldılar. 

 

O yıllarda laikliğin sıkı bir şekilde tatbik edilmesi, dinî eğitim veren Amerikalı misyonerleri endişeye sevk etmedi mi?

Amerikalı misyonerler, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’yla birlikte İslami eğitimin hakkıyla verilemeyeceğini düşündüler ve bu boşluğu doldurmayı hedeflediler. Osmanlıdan kalma İslami müesseselerin tek tek kaldırılması da kendilerini cesaretlendirdi. Bir takım dinî simgelere yasaklar getirildiği için sıkıntı yaşadılar ama bu onlar için ciddi bir problem teşkil etmedi. Mesela, o yıllarda “Oyun Alanı Projesi” adıyla Millî Eğitim’le ortak bir projeye imza attılar. Bazen o kadar rahat hareket ettiler ki, Amerika’dan gelen ekiplere, Hristiyan olan Türklerin vaftiz merasimlerini bile seyrettirdiler. Türk istihbaratının bunları bilmemesi mümkün değildi.

 

Kitabın ana mevzuuna gelirsek; Bursa Amerikan Kolejinde tam olarak ne oldu?

Amerikan mekteplerinde “Karakter Oluşturma” adıyla bir ders yer alıyordu. Bu dersi, aslında birer Protestan papaz olan beden eğitimi öğretmenleri veriyordu. Hocalar, ahlak dersi anlatıyoruz diyerek, dinî hisleri zayıf olan ailelerin çocukları üzerine yoğunlaşıyorlardı. Bu çocuklara yavaş yavaş ve isim vermeden Hristiyanlığı anlatıyorlardı. Talebelere, İngilizce dersinde Protestanlık ilahilerini ezberletip “İsa’ya dua edersen baban zengin olur” gibi basit mantıkla çocukları tanassur ettirmeye çalışıyorlardı. Bursa Amerikan Kolejinde okuyan bazı kızların günlüklerinde “Osman Gazi Türbesi’nin yıkılıp, üzerinde çan sesi yankılanmasını istiyorum” gibi ifadeler kullanması yaptıklarının ortaya çıkmasına yol açtı. 

 

Nasıl ayyuka çıktı bu hadise?

Bazı Türk öğrenciler Hristiyan yapılan kızların günlüklerini okuyunca, Türk hocalarına haber verdiler ama kendilerini dinleyen olmadı. Öğrenciler bu defa durumu ailelerine anlatınca, mevzu Bursa’daki devlet yetkililerine aksettirildi. Gizli bir takibin neticesinde, Bursa Amerikan Kız Kolejinde yapılan tanassur (Hristiyanlaştırma) faaliyeti aydınlandı. Kızları kimin yönlendirdiği mahkemede ortaya çıktı. Bu basında geniş yer buldu ve bazı köşe yazarları millî hislerle yaşananlara reaksiyon gösterdi. 

 

BİR KAPATILDI, ÜÇ AÇILDI

Meselenin basında yankı uyandırmasından sonra devlet nasıl bir yol izledi?

Türkiye Cumhuriyeti, bu reaksiyon karşısında Bursa Amerikan Kolejini kapattı. Ancak hocalara sadece 3 gün hapis ve 35 kuruş para cezası verildi. Bu mektebin kapatılmasından sonra Anadolu’nun çeşitli yerinde 3 tane yeni Amerikan mektebi açıldı. Hatta bir müddet sonra Maarif Cemiyeti, Bursa’daki Amerikan Kolejini satın alarak Türk lisesine çevirdi. Ancak öğretmenlerin bir kısmı yine eski mektepteki Amerikalı hocalardan seçildi.

 

“BU İŞİN ÜSTÜNE GİTMEZDİK”

ABD-Türkiye münasebetleri de bozulmadı o hâlde?

Tabii. Dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, ortaya çıkan Hristiyanlaştırma hadisesinden birkaç ay sonra Amerikan Büyükelçisi’yle görüştü. Bakan Aras, bu görüşmede “Biz bu işin üstüne bu kadar gitmezdik ancak Bursa dindar bir muhit. Orada hadisenin ortaya çıkması, bize karşı büyük bir reaksiyon doğururdu” ifadelerini kullandı. 

 

Amerikalıların misyonerlik faaliyetleri ne zaman son buldu?

1929’da ABD’de ekonomik buhran olunca, Türkiye’de yapılan misyonerlik işleri zayıfladı. Cumhuriyet devrinde Amerikan mekteplerinin azalmasının sebebi, Türkiye’nin reaksiyonundan ziyade, bu ekonomik sıkıntıyla alakalıydı.

¥ Kitapta, Türk arşivlerinde mevzuyla alakalı çok bilgiye rastlayamadığınızı söylemişsiniz. Mahkeme kayıtlarına ne oldu?

Bursa’daki Hristiyanlaştırma hadisesinin mahkeme kayıtlarına, Hristiyan Gençler Cemiyetinin arşivlerinden ulaşılabiliyor. Türk arşivlerinde bu mahkemenin kayıtları bir şekilde örtülmüş. Sadece bir kısım vesikalar Millî Eğitim Bakanlığının arşivlerinde başka bir adla yer almış.

 

İsimsiz Hristiyanlık!

Bir Müslümanı kolay kolay dininden döndüremeyeceğini bilen Amerikalı misyonerlerin “İsimsiz Hristiyanlaştırma” projesi yürüttüğünü söyleyen Dr. Ahmet Uçar şunları söylüyor: Amerikalı Protestanlar, Kahire Kongresi’nde “İslamiyet muhteşem bir gemiye benzer, yükü de çok kıymetli. Ancak bu hâliyle karşıya geçemiyor. Bunu başarabilmesi için gemiden bazı yüklerin atılması gerekiyor” düşüncesini Müslümanlara empoze etme kararı aldı. Futbolu, kadınları ve sosyal faaliyetleri kullanarak adsız bir Hristiyanlaştırma projesi yürüttüler. Bu projede yer alan misyonerler, önce kendilerinin Hristiyan olduklarından hiç bahsetmiyorlardı. Mekteplerdeki talebelere, iyilik yaparak yaklaşıyor, gizlice Hristiyanlık akidelerini telkin ediyorlardı. Böylece birçok genci yavaş yavaş esir alıyorlardı.

 

MURAT ÖZTEKİN

TÜRKİYE GAZETESİ / KÜLTÜR-SANAT



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön