DUYURU

Bu şehirde selamsız geçmek yasak



Toprağı aziz, insanı aziz, kendisi aziz, kadim medeniyetlerin toprağı Mamuratü’l-Aziz yani El-Aziz... Gittim, gördüm. İki gün boyunca şehri karış karış dolaştım ama doyamadım. Her attığınız adımda ayrı bir mazi, ayrı bir kültür. Tarihte Anadolu’yu Mezopotamya’ya bağlayan kervan yolları buradan geçmiş. O sebeple önemli bir yerleşim yeri olmuş ve birçok kültüre ev sahipliği yapmış. Şimdilerde ise Keban Baraj Gölü’nün yapımıyla il, yarımada görüntüsü kazanmış. Şehre ayak basar basmaz zaten o havayı soluyorsunuz. Anadolu’nun o saf kokusu içinize işliyor. İnsanı hele... Burada öyle selamsız geçmek yok. Hatta öyle ki; yolda yürürken Afrika uyruklu 3 gence rastladım. Herkese selam vere vere geçiyorlar. Çok şaşırdım bunu görünce. Halkı da diyor: “Bizim burada aç kalmazsın. Saat kaç olursa olsun. Çal bir kapıyı ‘Ben açım’ de. Hemen alırlar seni içeri. Evde kim varsa seferber olur. Bir güzel karnını doyururlar, çayını, kahveni önüne koyarlar. Hiç de gık demezler” Bir de diyorlar ki; “Biz Kurtuluş Zaferi’ni kutlamayız. Çünkü düşman bizi hiç işgal edemedi.” İşte böyle bir şehir Elâzığ... Kendini hiç bozmamış, aslını unutmamış. Hâlâ insanlığın var olduğu bir şehir Elâzığ... 

 

ROMALILARDAN SELÇUKLULARA...

 El-Aziz, Doğu Anadolu’da tarihî Harput Kalesi’nin bulunduğu tepenin eteğine kurulmuş bir şehir. Dört bin yıllık bir geçmişi olan bu kentte kimler yaşamış kimler! Hititlilerden tut Romalılara, Urartulardan tut Bizanslılara... Harput’un en eski sakinleri Hurriler. MÖ 2000 yıllarında bölgede ilk şehirleşme faaliyetleri başlatılıyor. Ardından Hititliler, MÖ 9’uncu yüzyıldan sonra da Doğu Anadolu’da kurulan en büyük uygarlık olan Urartulara geçiyor. Böylelikle bölge stratejik önem kazanıyor ve gelişmeye başlıyor. Su kanalları kuran Urartular şehrin simgesi olan Harput Kalesi’ni MÖ 8. yy.da 3. jeolojik zamanda oluşan kayalıkların üzerine inşa ediyor.  İç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşan kalenin yapımında rivayete göre su yerine süt kullanılıyor. O zamandan bu yana hâlâ dimdik duran kale, eski ihtişamına kavuşabilmesi için restore ediliyor. Kale’de kaya içine oyulmuş merdivenler, gizli tüneller, hatta 7 katlı zindanlar bulunuyor. Şehrin yönetimi MÖ 6. yy.da Perslere, MS 61’de Romalılara, sonraları Sasani, Bizans ve Abbasilere geçiyor.

 

TÜRKLER SAHNEDE

 İlk olarak Türklerin eline Çubuk Bey tarafından geçiyor, ardından Artukoğulları ele alıyor. Artukoğulları devrinde; adı hâlâ anılan ve heykeli bulunan Belek (Balak) Gazi, Harput’un yetiştirdiği en ünlü Türk fatihi olarak biliniyor. Harput Emîri ve Türk ordularının başkumandanı Belek Gazi, Gakgoşların atası olarak anılıyor. Bu kahraman, Haçlı ordularını büyük hezimete uğratıp, Anadolu’nun Türkleşmesinde büyük rol oynuyor. Belek Gazi, 1122 yılında Urfa Kontu Josselin’i, 1123’te de onu kurtarmaya gelen Kudüs Kralı Baudouin’i esir alıyor. Her ikisini de Harput Kalesi’nin zindanlarına atıyor. Bir sene sonra ise Menbiç Kalesi’ni kuşatırken göğsüne isabet eden okla şehadete ulaşıyor. Böylelikle şehrin yönetimi Selçuklulara geçiyor.

 

UNESCO için kollar sıvandı

Elâzığ, şimdilerde Harput’u UNESCO Dünya Miras Listesi’ne sokmaya çalışıyor. Elâzığ Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz “Harput gibi zenginliklerin üzerine oturup da ‘Harput elimizden gidiyor’ diye ağıt yakamazdık. Harput’u yeniden tarihî misyonuna kavuşturmak için çalışma yapmamız gerekiyordu ve onu yapıyoruz” diyor. Başkan Yanılmaz sadece bu sözlerle de yetinmiyor. Bu ilk dönemi olmasına rağmen olağanüstü işler başarmış. Şehre 180 bin dönümlük çok güzel bir park kazandırmış, Şehit Fethi Sekin Mesire Alanı’nı inşa ettirmiş. Sadece insanları değil hayvanları da düşünerek hayvan hastanesi kurmuş. Hatta bizim gittiğimiz çoğu hastaneden daha donanımlı ve daha hijyenik. Yoksul vatandaşlara da belediye tarafından 250 liralık sosyal kart dağıtılıyor. Bu kartla ‘Hayır Çarşısı’ndan gıda, kıyafet veya eşya alabiliyorlar. Belediye çöpleri de öyle boşa harcamıyor, elektriğe dönüştürüp satıyor. Metan gazından elektrik üreten santralde ise günlük işlenen 400 ton çöpten 10 bin haneye yetecek kadar enerji elde ediliyor.

 

Geçmişten gelen konak

Bu güzel şehrin ‘Nesi meşhur?’ derseniz saymakla bitmez. Gaziantep’ten sonra Türkiye’nin 2’nci mutfağı... Lobik çorbası, Küncülü köftesi (içli köfte), Orciki (cevizli sucuk), Harput kebabı, salçalı köftesi, tulum peyniri, heside ve saymakla bitmeyen daha niceleri. Her damağa uygun tatları bulmak mümkün. Lezzeti, sorgulanmaz. Gidin yiyin, gezin. Sıra gecesine katılmayı da ihmal etmeyin. 

Mutlaka Şefik Gül Kültür Evi’ne de uğrayın. Harput mimarisinin seçkin örneklerinden olan 200 yıllık bu konak sizi geçmişe götürecektir. Hemen yanında Ulu Cami var. 1156-57 yıllarında yapılmış. Duvarları kırma taştan olan cami; eğri minare, avlu ve revaklarıyla meşhur. Hazar Gölü kıyısına uğramayı da unutmayın. Kışın giderseniz Hazarbaba Kayak Merkezini pas geçmeyin. Alan küçük olsa da kaydığınız zaman içinizde sanki göle düşecekmiş gibi bir his oluşuyor. Şehrin ticaret hayatı da çok eski yıllara dayanıyor. Gelişmekte olan ağır sanayii, zengin maden yatakları ve 20’den fazla mermer çeşidi ile bölgenin âdeta lokomotiflerinden. Elâzığ vişnesi adıyla bilinen mermer, dünyaya nam salmış. Sadece burada çıkarılan bu mermer, kutsal mekân Kâbe’de ve Amerika’daki Beyaz Saray’ın yapımında kullanılmış. 

 

BERK KERİM KILIÇ

Türkiye Gazetesi / Kültür-Sanat



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön