DUYURU

Bu atlar nereye koşar



İş Bankası Kibele Sanat Galerisi 21 Şubat 2015’e kadar ‘Fevzi Karakoç Retrospektif’ine ev sahipliği yapıyor. Geleneksel kodları modern resmin kalıpları içinde yoğuran Karakoç, oluşturduğu özgün tarzıyla çağdaşlarından farklı bir yerde duruyor. Fevzi Karakoç’a resmindeki minyatürü, modern sanatı, perspektifi reddeden duruşunu sorduk.

 

-Sizin ressam olarak en belirgin özelliğiniz perspektifi reddedişiniz... Bu reddedişin gerekçesi nedir?

 

Geleneksel Türk resminde de perspektif yok. Minyatürlerde, kilimde yok. Kendi kültürümüzden yararlanmak için böyle bir kullanımı tercih ettim. Günümüz sanatında da perspektifi ortadan kaldıran, doğada gördüğümüzün aynısı yapmak tasarım ya da yaratıcılık olmuyor.

 

-Klasik ve modern resim arasında kendinizi nerede tanımlıyorsunuz?

 

Modern resim yapıyorum. Kendi çağının sorunlarını işleyen, onları ortaya koyan kendi çağını ortaya koyan sanatçıdır modern sanatçı. Benim de yapmaya çalıştığım bu. Geçmişten aldıklarımı geleceğe modern bir dille aktarmaya çalışıyorum.

 

-Gelenekli sanatlar biçim anlamında etki ediyor mu sanatınıza?

 

Minyatür resmin yasaklandığı dönemde ortaya çıkmış ve İslam sanatında en büyük paydayı oluşturan bir alan. Bir tat, koku şeklinde yansımaları var minyatürün. Esin kaynağı oluyor. Çünkü kendi yaşadığımız ülkenin topraklarında bunları görerek büyüdük. Bizim en iyi dışa vurabileceğimiz de kendi kültürümüz, yaşanmışlıklarımız.

 

Batı’ya öykünme sorunumuz var

 

-Erol Akyavaş gibi kendinize özgü ve özgün bir stil oluşturdunuz. Bu duruşunuz nasıl karşılanıyor sanat çevrelerinde, sanat fuarlarında?

 

Dışarıda daha çok ilgi görüyor. Ülkemizde en büyük sorunlardan biri günümüz sanatçılarının çoğu batı taklidi ya da batıya aşırı şekilde öykünen bir yaklaşım içinde olması. Bu öykünmeyi de modernleşme adına yapmaya çalıştıkları için onlara pek bir şey denilmiyor yabancı fuarlarda, sergilerde. Ama biz onlardan çok farklı bir şey götürüyoruz.

 

-Eserlerinizde atlar ve nar çok fazla yer alıyor. Bunun nedeni nedir?

 

At, savaşta da barışta da, en mutlu, en mutsuz gününde insanın yanında bulunan bir varlık. Medeniyetler arasında kültürü, bilgiyi ulaştıran hep atlar oluyor. Ama giderek hayatımızdan uzaklaşıyorlar. Biraz da ona özlemden kaynaklanıyor. Nar da malum bereketin sembolü... Masallarımızda, sözlü kültürümüzde çokça yer eden sembolik karşılığı olan bir varlık. 

 

STAR GAZETESİ



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön