DUYURU

Hüsnü hattı müdafaa zamanı



Toplum olarak müzeleri pek sevmiyoruz. Sebebini bilmiyorum ama kütüphanelere mesafeli durduğumuz, mezarlıklara mecbur kalmadan uğramadığımız gibi yeni müze kurmayı da benimseyemedik gitti. Meselâ İstanbul’da yüzlerce, hatta binlerce büyük şair ve yazarımız yatıyor. Peki bunlardan kaçı adına müze kurulmuş, tam saymadım ama sanırım 10’u bulmaz. Peki ama niçin? Sadece Divan şairlerimizden en az onbeş yirmi sanatkârın müzesi olmalıydı. Peki edebiyatçılarımız için durum böyle de diğer sanatlarımızda zirveye çıkmış olanların durumu daha mı iyi? Ne gezer! İşte çarpıcı bir örnek.

 

Çok mu hayali bir talep!

 

Hat sanatımızı zirveye taşıyan ve dünya çapında tanınan, pek çok talebe yetiştiren ve eser bırakan hattat Hâmid Aytaç’ın Cağaloğlu’nda 40 yıl çalıştığı güzelim mekânı, yıkılacağı günü bekliyor. Sirkeci’den Bâbıâli’ye çıktığınızda Ankara Caddesi’nin sağ tarafındaki Reşit Efendi Hanı, mahzun bir şekilde duruyor. On yıldan beri bu binanın restore edilip “Hattat Hâmid Aytaç Müzesi” yapılması gerektiğini yazıp duruyorum. Bu isteğim pek yankı bulmadı bugüne kadar. Geçenlerde iki gazetede konu ele alındı, bir televizyon belgesel yaptı. Ama yine sonuç yok. Peki çok mu hayalî bir talep bu. Elbette değil.

 

 Aytaç, yetiştirdiği öğrencilerle, bıraktığı eserlerle bu sanatın daha çok sevilmesi ve yayılması için üstün hizmetler etmiştir. 1982 yılında vefat eden Aytaç’ın talebesi ve hayrü’l halefi Hasan Çelebi de binanın müze hâline getirilmesi gerektiğini söylüyor. Geçen akşam Uğur Derman ve Çiçek Derman için Üsküdar Belediyesi’nin düzenlediği saygı gecesinde Hasan Çelebi Hoca ile yine görüştüm. Bu düşüncenin çok isabetli olduğunu ve böyle bir müze kurulması halinde bir çok hattatın eser verebileceğini söyledi. Hasan Çelebi’nin de bu müzenin başında olması ne kadar heyecan verici olur değil mi? Dün Hâmid Aytaç, bugün Hasan Çelebi. Âdeta bir meş’ale gibi yazı sanatının da aynı mekânda elden ele devredilmesi gibidir bu.

 

Sözkonusu han İstanbul Valiliği Özel İdaresi, Fatih Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veya Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından satın alınabilir ve bu müze için tahsis edilebilir. Hattat Hâmid Aytaç, hat sanatında yetiştirdiğimiz en büyük sanatkârdır, medâr-ı iftiharımızdır. Şeyhü’l Hattatîn’dir, yani hattatların büyüğü, zirve ismidir. “Kur’an-ı Kerim Mekke’de nâzil oldu, Kahire’de okundu, İstanbul’da yazıldı” sözünü söyleten çok büyük bir değerimizdir.

 

Otel mi yoksa müze mi?

 

Böyle bir müze, artık aynı zamanda bir turizm bölgesi Cağaloğlu’nda dikkat çekici olacak ve belki de İstanbul’da en çok ziyaret edilen mekânlar arasına girecektir. Kurulacak bu müzede başta Hasan Çelebi olmak üzere günümüzün üstatları tarafından hat dersleri de verilebilecektir. Biliyorum, bir gün bu güzel binanın otele dönüştüğünü görmek hepimizi üzecek, hüzünlendirecektir. Belki de bu yazı bir bakıma ilgili ve sorumlu kişi ve kurumlar için son hatırlatma, ikaz, kültür ve sanat adına bir feryattır. Ben umudumu kesmedim, Bâbıâli olarak kimliğini yitirmeye yüz tutan Cağaloğlu’nda böyle bir müze, sanatseverleri çok sevindireceği gibi yabancı turistleri de kendisine çekecektir. Kimbilir belki de aynı binada geleceğin Hâmidleri yetişecektir.

 

Sonradan Ağıt yakmak faydasız

 

Hattat Hamid Aytaç, Cumhuriyet Türkiye’sinin hat sanatında temayüz etmiş en büyük sanatkârı olarak kabul ediliyor. Mustafa Necati Bursalı’nın şu beytini Hâmid Aytaç sülüs hattıyla yazmıştı: “Kâinatın nabzında çarpıyor tekbir / İnandık ki Allah büyük Allah bir.” Amenna. Allah büyük. Bir gün bu güzel müzeyi kuracak bir kahramanı da elbette gönderir. İş zamanında yapılır. Aksi takdirde Necip Fazıl’ın yıktırılan konağının ardından ağıt yakmamız fayda sağlamadığı gibi bir gün bu mekânın da yok olup gittiğini gördükten sonra yazılacak mersiyeler bir anlam taşıyamayacaktır.



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön