DUYURU

Saatler Tanpınar’a ayarlı



Türkiye’de son yıllarda Tanpınar yayıncılığında önemli bir artış yaşandı. Enteresan olan Türkiye’nin bugününe, fikri, siyasi ve kültürel bakımlardan muhalefet eden, yaşadığı çağı beğenmeyen, maddi zenginliğe, tüketim kültüründeki çeşitliliğe, iletişim kanallarındaki çoğulculuğa rağmen, kültürel, ontolojik, fikri ve siyasi kriz yaşayan kesimler Tanpınar ismi üzerinde adı konulmamış bir uzlaşıya vardı. 

 

Tanpınar ilgisinin birinci nedeni kültürel, edebi ve fikri arayış temelli atmosfer ütopyası iken, daha gözle görünen kısmı Tanpınar modernliği üzerinden kurulmak istenen siyasallık, yeni bir modernlik arayışıdır.

Tanpınar’ın romanlarındaki karakterlerin ve atmosferin kendisi, edebiyatının çoklu kültür unsurları nedeniyle estetik bir boyutta olması bir tarafa, yaşam tarzıyla da Tanpınar, icat edilmeye çalışılan sekülerliğin kapılarını araladı. 

 

Tanpınar üzerinden inşa edilmek istenen modernliğin, fakat asıl önemlisi, bu yeni sekülerliğin cüretini, bizzat yazarın kendisi verdi; 2007 yılında yayımlanan günlükleri, oradaki “Tanpınar gerçeği”, eserlerindeki Osmanlı bakiyesi muhafazakarlık ve yaşam biçimiyle, hayat tarzı Kemalizm, sol ve liberalizm arasında dönüp duran kesimleri cesaretlendirdi. 

 

Tanpınar ilgisinin bir başka yönü de onun eserlerini biraz da Tek Parti dönemi aydınlanmacı yayıncılığıyla örtüştürmek, Hasan Âli Yücel anlayışıyla özdeşleştirmek, yeni bir modernleşme, hatta “Rönesans” başlangıcı olarak görme fikridir. Neoliberal İslamcılık dönemindeki muhafazakar - dindar algı karşısında, sol liberal kesimlerin Tanpınar üzerinden muhafazakarlık yorumlarına gitmesi bu ilginin bir başka nedenidir.

 

“Tanpınar’a dönmek” biraz da bugünden kaçmakla ilgili olsa gerek. Tanpınar ilgisinin esasında siyasallığın ön plana çıkmasına karşın, daha çok romanları üzerinde yoğunlaşması, romanlarındaki estetizmin, kadın - erkek ilişkilerinin, “düzeyli hazzın”, safiyane aşkların, bozulmamış İstanbul’un, manasıyla bütünlüğünü koruyan mimarinin, sahih musikinin bugün için çok daha fazla aranmasıyla; hayatın katılığının Tanpınar’ın yekpare zaman romantizmiyle aşılmak istenmesiyle izah edilebilir. Anlaşılan sağ ya da sol fark etmeksizin tüm kesimlerin üzerinde ittifak ettiği, hatta yeni sekülerlik ve modernlik arayışındakilerin de itiraz edemeyeceği husus, bugünkü kültürel ortamın bize yabancılaşmasının bir kaçışa, arayışa ve nostaljiye yönelmiş olmasıdır. 

 

Tanpınar’a dönmek aslında safiyet, samimiyet, sahicilik arayışıdır. Bu bakımdan Sabahattin Ali, Sait Faik, varoluşçular, Yusuf Atılgan ya da Kerime Nadir’e yoğunlaşmaktan ziyade Tanpınar üzerine odaklanılması, Türkiye’nin yaşadığı estetik, kültür krizinin, esasında modernlik krizinin bir sonucudur. 

Ercan Yıldırım

STAR GAZETESİ



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön