DUYURU

Bu cephede ‘insanlık’ ölmedi



Birinci Dünya Savaşında o kadar çok kıssa var ki yaşanan; pek çoğu dostluğa, insani duygulara, vefaya, dirilişe, direnişe, samimiyete, ihlâsa dayalıdır. Çanakkale’de, Galiçya’da, Kut-ül Ammare’de, Sina Çöllerinde, Filistin’de, Mekke’de, Medine’de, Kanal Boyu’nda Osmanlı’ya karşı savaşmış, hayatta kalmayı başarmış İngiliz, Fransız, Anzak (Avustralya-Yeni Zellanda) askerlerinin hatıralarına bakın, hiç biri de Mehmetçik için kötü şeyler söylemez. İyi, güzel, insana, erdeme dair ne kadar haslet varsa, dile getirirler.

 

‘Savaş Ümit Özlem’in romanı

 

Çanakkale Savaşlarının yüzüncü yılını yaşadığımız 2015 senesi, gerçekten de tarihimiz için oldukça önemli bir sene-i devriyedir. Yüz binlerce şehit verdiğimiz ve en az o kadar da gazimiz olan bu savaşlar hala zihinlerimizde diriliğini korumakta, yüreklerimizde acıları hissedilmektedir.

 

Nasıl etmesin ki? Birinci dünya savaşlarının içinde yer alan ve belki de en kanlı çarpışmalara sahne olan Çanakkale’de Türk Milleti sadece yüz binlerce vatan evladını değil, geleceğini de feda etmiştir.

 

Yazar Vedat Sağlam, Çanakkale’de yaşanmış gerçek bir hikayeden yola çıkarak kaleme aldığı ‘Savaş Ümit Özlem’ adlı romanında ibretlik bir olay anlatıyor. Çanakkale’den Samsun’un Havza ilçesinin Bektiğin beldesine, oradan da Avustralya’ya uzanan bir hikaye.

 

Roman, o yıllarda yaşı 63 olan Ali Ağa’nın yaşadıklarının hikayesidir. Yedi evlat sahibi Ali Ağa, 13-15 yaşındaki çocukların dahi askere alındığı, Çanakkale’ye çağrıldığı bir zamanda dört oğlunu da alarak, gözünü kırpmadan cepheye koşmuş bir yiğit Anadolu evladıdır. Sadece kendi mi? Çevre köylerden de yanına gönüllü toplayarak, tam iki yüz altmış dokuz kişiyle cepheye doğru koşmuştur.

 

Çanakkale savaşlarının o yoğun anlarında dört evladını da şehit vermiş, çok uğraşmasına rağmen bir türlü Allah ona şehitliği nasip kılmamıştır. Savaş biter, terhis olur, memleketine dönecektir artık. Tam ayrılacağı vakit iki Avustralyalı esir asker yalvarırlar Ağa’ya, “bizi de götür” derler. Zira İngilizler onların gözlerini, “sakın Türklere esir olmayın, onlar yamyamdır, insan eti yerler” diye korkutmuştur. Savaş sonrası başlarına bu hal gelecek diye korkmaktadırlar. Ali Ağa’ya ağlaya sızlaya kabul ettirirler, Ağa onları Çanakkale’den kaçırıp İstanbul’a, oradan da Bektiğin’e getirir. Onlara bağ, bahçe, toprak ve kendi evinden bir oda verir. “Ben nasıl yaşıyorsam, sizler de öyle yaşayın” der.

 

Sinemaya uyarlanabilir

 

Sekiz ay Bektiğin’de yaşar Avustralyalılar. Dönüş vakti geldiğinde de Ali Ağa onları bir evlat uğurluyormuşcasına memleketlerine yolcu eder. Yazar Vedat Sağlam’ın anlattıklarına göre, bugün hala Bektiğinli Ali Ağa’nın torunları ile Avustralyalı o iki askerin torunları görüşmektedir. Filme alınması, televizyon dizisi olarak dünyaya anlatılması gereken bir hikaye... Vedat Sağlam’ın Şiir Vakti Yayınları’ndan çıkan Savaş Ümit Özlem adlı romanı, bu hikayeyi günümüze taşıyor.

 

STAR GAZETESİ / SANAT

Tuna Açar



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön