DUYURU

Çanakkale ruhundan satırlar Son Mektup’ta



‘Düşman mermisiyle yaralandıktan sonra narkozsuz ameliyat masasında ölen askerin elinden düşen oyalı mendili görünce koptum, ağlamaklı oldum’ dedi genç bir kız; Bir diğeri ‘Neler çekmişler… Görünce daha bir sahiplendim.’ diye devam etti.

 

İşte budur… Bu ‘bilginin ve bilincin’ nesilden nesile aktarılmasıdır mesele… Kin tutmak için değil, lakin unutmamak için…

 

Özhan Eren’in yönettiği Son Mektup filminin Avea sponsorluğunda düzenlenen galasından çıkarken iki genç izleyicinin kulağıma çalınan sözleriydi yukarıdaki cümleler.

 

Çanakkale’yi geçilmez yapan zaferin yeni kuşaklara bugünün dili olan görsellikle, yani sinemayla anlatılması çok önemli. İnsan ilk gözünden başlarmış kirlenmeye, demek ki arınma da oradan sağlanabilir. Bu cümleden hareketle, sinemanın etkisinin büyüklüğünü yeniden anlatmaya lüzum yok.

 

Henüz destansı, dört başı mamur sinematografiyle anlatılmış destansı bir Çanakkale filmimiz yok. Zaten toplasan hepi topu iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda bir yekünumuz. Bu zafer, ‘düşman kuvvetler’in elinde olsaydı yapılması muhtemel onlarca filmle şimdi yedi düvel haberdardı Çanakkale’den…

 

Bu açıdan bakıldığında Çanakkale için atılacak her adım, yapılacak her film çok değerli. Büyük, destansı filme giden yolda döşenen taşlar olarak görüyorum mevcutları.

 

Son Mektup, Çanakkale Savaşları’nın tamamına odaklanmaktan ziyade Çanakkale Askeri Hastanesi etrafında geçen bir öykü üzerine kurulmuş. Havadan fotoğraf çekerek düşman kuvvetleri hakkında istihbarat toplamakla görevli hava pilot Tayyareci Salih Ekrem’in Çanakkale’ye bomba yağdıran düşman tayyarelerle çatışması ve bu arada Nihal hemşireyle aralarında filizlenen tertemiz aşk duyguları filmin ana rengini oluşturuyor.

 

Hemen söylemek isterim ki Çanakkale semalarında düşman uçaklarla yaşanan kovalamaca, çatışma sahneleri çok başarılı. Başrol oyuncusu Tansel Öngel’in performansı da övgüye değer; Rolüne uygun bir oyunculuk performansıyla beyazperdede parlıyor. Nesrin Cavadzade de aynı şekilde sade oyunculuğuyla zarif bir hemşire. Lakin, cephe şartları dikkate alınarak belki biraz daha mesleğine tutkulu bir hemşire kompozisyonu tasarlanabilirdi.

 

Hastane doktoru ile Nusret Mayın Gemisi’nin kaptanı rolündeki Bülent Şakrak’ın oyunculuğunu ise biraz teatral bulduğumu belirtmek isterim. Mimiklere fazlaca yaslanmış her iki oyuncu da…

 

Düşmana son bir hücum için, komutanların coşku dolu konuşmalarını bir avuç askere yapıyor oluşu da filme biraz mizansen duygusu katmıyor değil. Evet, belki gerçekte bir avuç asker koruyordu o hastaneyi ama sonuçta bu bir belgesel olmadığı için, ‘duygu tonu’nu artıracak eklemeler yapmakta bir sakınca olmamalı.

 

Şu da var; İlk bakışta eserin bir aşk filmi mi, yoksa cephe filmi mi olduğuna karar vermek güç. Her ikisinin eşit ağırlıkta olması bir tercih mi yoksa Hollywood’ta çokça kullanılan ‘savaş günlerinde aşk’ temasına bir öykünme mi diye sorabilirsiniz. Sorunun cevabı ne olursa olsun, terazinin her iki kefesinde yeterince derinleşmemişlik duygusu ağır basıyor.

 

Nihayetinde binlerce kahramanlık öyküsünün yaşandığı Çanakkale’den küçük ama etkili bir parçayı beyazperdeye taşıyor Son Mektup. Yoksa bir tayyareci pilotun hikayesini başka nasıl içselleştirebilirdik.

 

Başta belirttiğim iki genç kızın diyalogunda olduğu gibi bir‘sahiplenme’ duygusu yaratmışsa ne mutlu ‘Son Mektup’a. Son Mektup’u mutlaka izleyin, izleyin ki yeni Çanakkale filmleri çekilebilsin. Tayyareci Salih Ekrem’in zafer duygusuna ortak olmak, oradaymış gibi kalbinizin çarpacak olması az şey mi? Bu filmi beyazperdede realize eden Özhan Eren’e içten bir teşekkür…

 

Bedir Acar

STAR GAZETESİ / SANAT



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön