DUYURU

Muhteşem geçmişi geleceğe ancak müzeler taşıyabilir!



Koleksiyoner Mehmet Çebi, ‘Kalıcı müesseseler ortaya konulmadığı takdirde sadece sergilerle bir sonuca ulaşamayız’ diyor ve ekliyor ‘Bu sebeble Hüsn-i Hat Müzesi İstanbul için elzem.’

Ayasofya’da insan seli arasında yürürken bin yıl öncesinin titreşimlerini hissediyorsunuz. Koridorlarda merakla dolaşan turist kalabalığı, yapının sağ yanına doğru hareketleniyor, merakla oraya doğru yöneliyorlar. Çünkü bu bölümde renk, ahenk ve biçimin adeta raks ettiği tablolardan oluşan Aşk-ı Nebî Hilye-i Şerif sergisi bulunuyor. Hz. Peygamberin yaşına hürmeten 63 tablo ile sınırlanan sergi, binlerce eser arasından titizlikle seçilmiş. 10 Haziran’a kadar devam edecek sergi ve hat sanatımız hakkında Mehmet Çebi ile sobet ettik.

 

-Mehmet Bey, neden Ayasofya?

 

-Ayasofya dünyada hat sergisi yapılacak en güzel mekân. Biliyorsunuz Osmanlı döneminin üstat hat sanatkârlarından birisi Kazasker Mustafa İzzet Efendidir. Sultan Abdülmecid Han’ın imamı, müezzini ve aynı zamanda kazaskerlik makamına kadar yükselmiş ilim irfan sahibi bir hattat. Bu büyük sanatkârın, İslam dünyasında eşi ve benzeri olmayan en büyük ebatlı eserleri Ayasofya’dadır. Bunlar Ayasofya’nın içerisinde yapıldı. Yedi buçuk metre çapındalar. Kapılardan bile geçmiyor. Dolaysı ile biliyoruz ki, Kazasker ve talebeleri içeride çalıştılar. Böyle bir atmosferde, Kazasker’in hem maneviyatının hem sanatının gölgesinde bir Hilye-i Şerif sergisinin açılması yerinde bir yaklaşım oldu.

 

-Sergi için elverişli bir mekân mı?

 

-Elbette. Herhangi bir mekânda açacağınız bir sergiyi 5 ila 10 bin kişi gezer. Hâlbuki Ayasofya’nın günlük ziyaretçi sayısı 20 bin civarındadır. Dünyanın her yerinden ziyarete gelen turistler, serginin doğal ziyaretçileri haline geliveriyor.

 

-Sergide 63 eser bulunuyor: Peygamberimizin her bir yaşına izafeten.

 

-Peygamberimizi sanat yoluyla anlatmak bütün bu çabaların arasında etkili bir yol. Geçmişte şairlerimiz en güzel şiirlerini Naat-ı Şerif’ler olarak yazıp halk ile paylaşmışlar. Hattatlarımız en güzel yazılarını Hilye-i Şerif’ler olarak yazmışlar. Geleneğin devam ettiğini göstermek babından çağdaş hat sanatçılarını eserlerini mutlaka sergilemek gerek.

 

-Sergide yalnız Türk sanatçılar değil, İranlı, Suriyeli, Iraklı sanatçılarını ederleri de var. Neden böyle uluslararası hattat tercihi yaptınız?

 

-Türklerin hat sanatındaki ilk ustalarından biri Şeyh Hamdullah’tır. II. Bayezid döneminde yaşamıştır. Hat sanatı yapısı icabı yaşayan bir sanattır. Durağan değildir. Şeyhten sonra Hafız Osman isimli büyük sanatçı, üstadın hattını temel alarak onu daha estetik bir hale getiriyor. Ondan sonra gelen hattatlar da bu yeni estetik algı ve uygulamayı bir ileri safhaya getiriyorlar.

 

 

 

Gelenek devam ediyor

 

-Gelenek devam ediyor ama desteğe muhtaç durumda mı?

 

-Kırılmaya rağmen geleneğin devam ettiğini dile getirmeliyiz. Bugün çok kabiliyetli insanlar var. Hat sanatı için gerekli olan malzemeler tarihtekiler ile kıyaslanamayacak kadar gelişmiş ve kolay ulaşılabilir hale gelmiştir. Geleneksel hat sanatına vakıfsanız, sizde de bir kabiliyet varsa siz tarihtekilerden aşağı kalmayan sanat eserleri ortaya koyabilirsiniz. Hat sanatının böyle bir güzelliği var. Ben böyle bir noktada sadece koleksiyonlardaki sanat eserlerini değil, yaşayan sanatçıların eserlerini göstererek kendi kültür sanatımızı dünyaya tanıtmak gibi bir misyonumuz olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayı yapılan bu sergilerin hat sanatının yaşatılıyor olması kadar önemli bir görevi var.

 

-Yeni projeler çok yakında

 

-Bu eserler sergilendikten sonra akıbetleri ne oluyor?

 

-Kalıcı müesseseler ortaya koyamazsak sadece sergiler yaparak bir sonuca varamayız. Bu sebeple bu eserlerin daimi biçimde muhafaza edileceği ve sergileneceği müzeler yapmamız lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi bu konuyu çok ciddiye alıyor. Kendilerinin de çok güzel bir koleksiyonları var. Şu anda benim ilgilendiğim iki müze projesi gündemdedir. Bir tanesi çok yakın bir zamanda hayata geçecek. İstanbul’da Süleymaniye’deki Siyavuş Paşa Medresesi’nin inşallah Hilye-i Şerif ve tespih müzesi haline getireceğiz. Sonbaharda da Allah izin verirse açılması planlanıyor. Bir de çok büyük bir başka çalışmamız var ki, İstanbul Modern gibi ve ondan daha büyük bir müze olacak. Belki de adını “Hat Modern” koyabiliriz. Projeleri çizildi. Büyükşehir Belediyesi inşaatını yapacak ve bu o kadar büyük bir müze olacak ki, çağdaş hat sanatçılarının bütün eserlerinin segileneceği mekan olacak inşallah. Biliyorsunuz İstanbul Kültür turizminin öne çıktığı bir şehir. Buraya gelen insanlar denize girmek için gelmiyorlar. Şehrin kültür ve sanatının tanımak için geliyorlar.

 

-Hat sanatının diğer sanatlardan farklı kılan bir yan var mı?

 

-Hat sanatı bir mana ve fikir sanatıdır aynı zamanda.

 

-Hangi anlamlarda?

 

-Şöyle: bakın hat sanatı ile üretilen tabloları; ayet, hadis, evliya sözü, kelamı kibar, şiirlerin en güzel mısraları, peygamberimiz için yazılmış nefis şiirler veya bunlardan parçalar...

 

Mesela Şeyyad-ı Hamza’nın bir şiiri... Bir natı şerif yazmış bu da bir hat tablosuna dönüştürülmüş, sergide görüldüğü gibi.

 

Senin aşkın kamu derde devadır Yâ Resulallah / Senin katında hacetler devadır Yâ Resulallah / Senin nurun gören gözler ne ay gözler ne yıldızlar / Nurundan gece gündüzler ziyadır Yâ Resullallah

 

Bedir Acar

STAR GAZETESİ / SANAT



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön