DUYURU

Sanat adına ırkçılık yapanlar var!



Piyanist, besteci Tuluyhan Uğurlu: Batı müziğini geleneksel müziğimizden üstün görmek; müzik tarzı, enstrüman ayırt etmek, halkın inançlarına küfretmek, tıpkı terör gibi, ortak medeniyetimizin düşmanıdır.

 

Sanat adına ırkçılık yapanlar var!

Bedir Acar

Avrupa’da kendi eserlerinden oluşan repertuarlar ile konserler veren genç ve ünlü bir sanatçıyken, kendi ülkesinde, Türkiye’de az sayıda kişi tarafından tanınmanın burukluğunu yaşıyordu. Türkiye’ye geldi, kısa sürede tanınan ve sevilen bir sanatçı oldu. ‘İstanbul Kanatlarımın Altında’ filmi onun müzikleriyle hafızalarda yer etti. ‘Avrupa görmüşlüğünü’ bir baskı unsuru olarak kullanmadı. Millete tepeden bakan bir tavır içinde olmadı. Oysa kimi sanatçılar ‘milleti hizaya sokmaya, lahmacun sevenleri aşağılamaya, arabesk dinleyenleri hor görmeye’ pek temayüllüdür bu ülkede. Tuluyhan Uğurlu farklıydı... Bu Cuma ve Cumartesi akşamı Galata Mevlevihanesi’nde iki konser verecek. ‘Dünya Başkenti İstanbul’ adlı eserinden parçalar seslendirecek; İstanbul’un manevi dünyasını müzik ile yorumlayacak. Konser öncesi sanatı ve sanatçıyı konuştuk.

 

- Sanatın ve sanatçının öncelikleri neler olmalı?

 

Benim ilham kaynağım halktır, halkın dediği Hakk’ın dediğidir. İnsanların kendi halkının inançlarını, dinlediği müziği hor görmesinin ancak aile terbiyesi almamış insanların tavırları olarak görüyorum. Müzik tarzları arasında ayrım yapmayı, enstrümanları hor görmeyi, ayrımcılık yapmayı, medeniyetleri hor görmek olarak nitelendiriyorum. Benim ailemde, yetiştiğim çevrelerde her zaman her türlü müzik dinlenir, farklı inançlardan insanlara eşit mesafede davranılır. Ailenin insan yetiştirmede önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum.

 

TERÖR KADAR DÜŞMANLAR

 

- Sanat evrenseldir diyoruz ama öteden beri, kendi evrenimizi, kültürümüzü baskılamaya çalışan sanat anlayışı olageldi. Konservatuarlarda Türk müziği aşağılanırken Batı müziği iltifat gördü. Bu tepeden bakış sürüyor mu?

 

Zaten tüm bu yaşanmışlıklardan dolayı sadece müzik alanında değil, her alanda yaratıcı ruhun ortaya çıkamamasının eksikliğini yaşıyoruz. Bu yüzden ülkemizde nitelikli, kendi Anadolu kültürünü temel alan ama aynı zamanda çağdaş formlarda eserler üreten besteciler çıkmıyor. Belirli çevrelerde bu hakir görme maalesef devam etmektedir. Bana yapılan en büyük eleştiriler her zaman “Tuluyhan sen bir tanesin, üstüne piyanist yok. Ama neden Beethoven, Mozart çalmıyorsun? Bu bağlamanın, rebabın, kavalın piyanonun yanında ne işi var? “ diyerek, bu ırkçı düşüncenin dışa vurumlarına maalesef hala rastlıyorum. Müzik tarzı ayırt etmenin, enstrüman ayırt etmenin, halkının inançlarına küfretmenin ortak medeniyetimizin terör kadar düşmanı olduğuna inanıyorum. Bu düşüncenin bir ileri adımının insanları fırınlara doldurup yakmak olduğunu düşünüyorum.

 

ÖFKELİ BİR TOPLUM OLDUK

 

- Sanat barıştır diyoruz ama, gezi kalkışmasında ön saflarda yer alan sanatçılar politik duruşlarıyla yangına benzinle gittiler. Muhalif olmanın ötesinde insanları sokağa dökmek için kışkırtıcı oldular. Siz sanatçının konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Sanatçı eser üreten insandır. Kendi eserinin icrasında bizzat katkıda bulunan kişidir. Bu bir müzisyense, hem bestecidir, hem yorumcudur. Besteciye besteci, yorumcuya yorumcu, şarkı söyleyene şarkıcı denir. Ortada eser varsa sanattan bahsedilebilir. Mimar Sinan’a Tolstoy’a, Mozart’a sanatçı denilen bir dünyada her gün rastladığımız popüler kültürün insanlarına sanatçı demek mümkün müdür? Elbette ki, değildir. Dolayısıyla Gezi ayaklanmasında ön saflarda yürüyen insanlar, sanatçı değil, toplumun bildiği popüler insanlardır. Tiyatro yüzünden, müzik yüzünden, edebiyat yüzünden popüler olmuş insanlardır. Ayrıca sanatçı eserleriyle mesaj veren insandır. Sanatçı eserleriyle halkı yönlendiren insandır. Tabii ortada eser olmayınca, sanat olmayınca, popüler kişiler başka arayışlar içine giriyorlar. Bu tarz insanlar için halk değil, halkın duygu ve düşünceleri değil, kendi popülerlikleri önemlidir.

 

- Galata Mevlevihanesi’nde iki konser vereceksiniz. Bestelerinizle İstanbul’un manevi dünyasını yorumlayacaksınız. Bugün İstanbul’un ‘manevi dünyasını inşa eden bir şey’ kaldı mı?

 

Asırlardır olduğu gibi bugün de İstanbul’un manevi dünyasına dikkat çeken, manevi dünyasını inşa etmeye çalışan insanlar mutlaka vardır. Ben elimden geldiğince eksik gördüğüm noktalarda dikkatleri çekmeye özen gösteriyorum. Zor bir süreçten geçiyoruz. Öfkeli bir toplumuz maalesef. Kendi içsel yolculuğumuzu ve muhasebemizi yapmamız gerekmektedir.



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön