DUYURU

Sanatın düşsellikle buluşmaya ihtiyacı var



Kadir Has Üniversitesi bünyesindeki Galeri KHAS, İstanbul Bienali kapsamında bugün açılacak olan ‘hayır, sandığınız gibi değil’ başlıklı sergiyle 15 çağdaş Türk sanatçının eserlerini sanatseverlerle buluşturacak. Serginin küratörü Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Hasan Bülent Kahraman ile sergiyi ve Türkiye’de çağdaş sanatın geldiği noktayı konuştuk.

 

Çağdaş sanatla ilgili bir yandan teorik olarak yazılar yazıyorsunuz, bir yandan küratörlük yapıyor, bir yandan da öğrenci yetiştiriyorsunuz. Çağdaş genç sanatçıların geldiği noktayı nasıl buluyorsunuz?

 

Son dönem sanatçılar, birkaç nedenden ötürü beni çok ilgilendiren bir mesele. Birincisi yirmi senedir bu konularla doğrudan doğruya meşgul oldum. Siyaset biliminin yanı sıra, toplumsal kuram ve çağdaş sanat kuramlarıyla ilgili olarak bir çok öğrenci yetiştirdik. Yıllarca Sabancı Üniversitesi’nde çalıştım. Oradan çıkan ve bugün dünya liginde oynayan sanatçılar var. Şimdi yeni bir kuşak geliyor. Bu kuşağın araçları çok daha güçlü. Bunlar dünyaya eklemlenmiş, bütünleşmiş bir Türkiye’nin içine doğmuş ve o bilinçle yetişmiş insanlar. Dolayısıyla buradan çok daha farklı ve yeni bir sanatın çıkacağı muhakkak.

 

Sanatta birinci ligdeyiz

 

- Genel anlamda çağdaş sanat nasıl bir noktada duruyor ülkemizde?

 

2006 yılında Amerika’dan döndükten sonra ‘Günümüz Sanatçıları’ sergisinin küratörlüğünü yapmıştım. O seçkide bir çok sanatçı adayının ilk defa yapıtını gösterdim. Sergiyi kurup bitirdikten sonra ve o ara birkaç çalışma daha yapmıştım. Baktım ve dedim ki Türkiye’de İstanbul’da açılan bu sergilerle, New York veya Londra’da açılan sergiler arasında nitelik açısından hemen hemen hiçbir fark yok. Farklar varsa da bunlar kültürel bakış açılarının, diğer arka planların getirdiği farklardır. Dolayısıyla son on yılda çağdaş sanat Türkiye’de çok daha ileri bir noktaya erişti. Neden? Çünkü 2006 yılında Türkiye’de çağdaş sanatın gelişmesi için benim zorunlu gördüğüm bir takım oluşumlar henüz oluşmamıştı. Örneğin koleksiyonerler veya koleksiyonerlik henüz bugünkü kadar güçlü değildi. Sanat fuarları yaygın, geniş, güçlü değildi. Sanatçıların on yıl önceki birikimiyle on yıl sonraki birikimi arasında bir takım farklar var ve kabul etmek gerekir ki, bu son on yılda İstanbul bir finans merkezi olarak, bir uluslararası merkez ve şemsiye olarak çok çeşitli çevrelerden çok çeşitli katkılar aldı ve bütün bunlar çağdaş sanatın gelişmesine katkıda bulundu.

 

Bizim sanatçılarımız dışa açılırken dünya çapında isimleri de daha sık ağırlıyoruz...

 

Geçen pazartesi Louise Bourgeois sergisini açtım Akbank Sanat’ta. Dünyanın en önemli sanatçılarından biri, tartışmasız. Geçen sene de Marcel Broodthaers sergisini açmıştık. Bunlar bütün sanat tarihi kitaplarında adı sanı olan sanatçılar. Louise Bourgeois’nın bir tek yapıtı Örümcek, 1997 yılında yapılan Bienal’de Aya İrini’de gösterilmişti. Biz yıllar sonra Louise Bourgeois sergisini Akbank Sanat’ta açtık. Serginin heyecanı daha galerinin kapısı açılmadan bizi bile kımıldayamaz hale getirdi. Dolayısıyla çağdaş sanat Türkiye’de elbette ki belli bir noktaya gelmiştir. Belki bu gün Türkiye’nin dünyada en önde giden alanlarından biridir.

 

Çağdaş sanatta dünyada birinci ligde oynadığımızı söyleyebiliriz. Cuma günü ArtInternational  açılacak. 12 Kasım’da benim de yönetimde bulunduğum Contemporary İstanbul Sanat Fuarı’nı açacağız. Geçen hafta Bienal başladı. İstanbul fokur fokur kaynıyor.

 

Sergilere düşünsel bir yapı eklemek istiyoruz

 

- İstanbul Bienali kapsamında Kadir Has Üniversitesi’nde açılacak olan sergide gerçeklik ve hayal üzerinden bir kurgunuz var. Son dönemde politik olayların etkisiyle gerçeklik çok mu hâkimiyet kurmaya başladı acaba sanat üzerinde?

 

Türkiye’de sanat doğuşu itibariyle gerçekçi ve toplumcu bir olgu. Bizim ilk yazarlarımız, ilk düşünürlerimiz, ilk tiyatrocularımız tamamen toplum meselesi ile boğuşmuş insanlar. Toplumsal konulara kendisini feda etmemiş bir yazar yok. Sanat benim için gerçekliğin başladığı ve bittiği yerlerden biri. Ama sanat hayattan daha büyük bir şeydir. O zaman sanatın içine ironi girmeyecek mi? Sanat düşsellikle hiç bir zaman buluşmayacak mı? En sert konuyu mutlaka trajik olarak mı ifade etmesi gerekir yoksa ona yeni bir perspektif yeni bir dil bulması ayrıca zorunlu mu? Türkiye’deki sanat çok güçlüdür, çok gelişmiştir ama Türkiye’de sanatın yeniden düşsellikle buluşma ihtiyacı da vardır. Kadir Has Üniversitesi’nde açtığımız bu sergiler önemli. Çünkü açtığımız bu sergilerin arkasına biz bir de düşünsel bir yapı eklemek istiyoruz. Önümüzdeki dönemde bu sergiler, sadece sergi olarak açılmayacak; bütün bu anlattığımız meseleleri tartışacağımız bir takım atölyeler de gelecek. Bütün bunların sonucunda buradan ayrı ve çok daha özgün bir hareketin başlayacağından eminim.

 

Sanat artık çevreye yayılmalı

 

- Çağdaş sanat alanındaki hareketlilik neden şehrin merkezinde yaşanıyor? Bu yıl ilk kez Bienal, geniş bir alana yayıldı ama yine de Bağcılar, Sultanbeyli gibi çeperler işin içine dahil değil. Herkesin paylaşımına açık olması gerekmez mi? 

 

Gerçekten önemli bir soru bu. Dünyanın ve Türkiye’nin de bir çok yerinde kentsel dönüşüm meselesi en çok konuşulan konulardan biri.  Çağdaş sanat, kentsel dönüşümü yaratmanın, yeni rant üretmenin aracı olarak kullanılıyor. Peki merkezin dışına açılırken yöntem nasıl olmalı? Çağdaş sanat galeride bir yapıt göstermekle ilgili bir şey değil. Onun bir üslubu, ona bağlı ifade tarzları var ve orayı etkiliyor. Galeriler geldi Tophane ve Karaköy bambaşka bir yere dönüştü. Yarın öbür gün Bağcılar’da acaba sanatı buna gerçekten ihtiyaç duyduğu için mi yoksa orada bir rant üretmenin yolu olarak mı kullanacaklar? Bana sorarsanız, bu sanatın İstanbul’un merkezle bütünleşmeye çalışan çevresine açılması gerektiği kanısındayım. Kişisel olarak da bunun arayışı içinde olduğumu ifade edeyim.

 

Gülcan Tezcan

STAR GAZETESİ



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön