DUYURU

Yazgan’ın kitapları da Külliye’ye



Son üç yılda, çoğu üniversitelerde olmak üzere, Türkiye’nin 108 noktasında konferanslar verdi, vermeye devam ediyor.Pek çok araştırma, inceleme, roman, şiir ve hatıra kitaplarına imza attı. Bu haberi yazabilmek için kendisini aradığım sırada, taksiden inerken şoföre ücret ödemekle meşguldü. Bir konferansa yetişmesi gerekiyordu.

 

Türkiye’nin önde gelen mütefekkir yazarlarından Mustafa Yazgan’dan bahsediyorum. Yazgan, kütüphanesinin bir bölümünü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne bağışlama kararı aldı.

 

Benzer bir haberi geçen hafta yine bu sayfada okurlarımıza duyurmuştuk. Kültür dünyamızın saygın ismi Mehmet Şevket Eygi 80 bin eserden oluşan kıymetli kütüphanesini külliyeye bağışlayacağını duyurmuştu. Ardından Yazgan hocanın haberi geldi. “Neden kütüphanenin tamamını değil de bir kısmını bağışlıyor” diye soracak olursanız; Hoca’nın yoğun araştırma ve okuma faaliyetlerini sürdürdüğünü hatırlatmak isterim.

 

 

 

PULLARIN DÖKÜLÜYOR ŞAİR!

 

Sen tut, ‘Halk adına demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdim, hapislerde yattım’ diye övün, sonra da halkın sandık iradesine saygı duymayıp, milleti ‘celladına aşık olmakla’ suçla...

 

Şair Yılmaz Odabaşı, seçim sonuçlarına çok içerlediği için Fransa’ya yerleşme kararı almış. Zaten yerleşesi varmış; var git yerleş...  Bahane üretip artistik pozlar vermek neyin kafası?

 

‘80’de askeri darbeden bugüne ödediğim bedellere rağmen Türkiye’yi terk etmeyen ben, git-timm!!!’ diyor şair. ‘Tek avuntum HDP’nin barajı aşması, CHP’nin oy kaybetmemesi’ diye ekleyerek... Demek ki diğer  partilere  oy verenler aynı halk tanımını ve saygınlığı hak etmiyor! Türkiye’deki problemlerden biri de bu değil mi zaten; halka rağmen halkçılık... Hatta son zamanlarda ‘Halkçılık’... Yerli düşünce ‘millet’ kavramını üretmiş ve yüzyıllardır bu kavram etrafından devlet yönetilmişken, şimdi ‘Halklar’ diyerek milleti bölmeye, saflara ayırmaya çalışmak neyin nesi. Millet şuurunu yok etmek mi? Sanatçının görevi bu anlayışa çanak tutmak mıdır!

 

Türkiye’deki güçlü halk iradesine Avrupalı üzülmüş olabilir, İsrailli, Amerikalı üzülmüş olabilir ama bizim aydınlarımız niye üzülüyor anlayan var mı? Gel de “Türk aydını Batı’nın manevi ajanıdır’ diyen Attila İlhan’ı hatırlama... Şair İbrahim Tenekeci’nin dediği gibi ‘Öz yurdunda garip olanlar, galip olmuştur. İşin özü budur, bunu hazmedemiyorlar.’

 

ORYANTALİST KISRAK!

 

“Mustang’ı izlediniz mi? Hani şu Venedik, Cannes ve Toronto’da şişirilerek, en sonunda da Fransa’nın Oscar aday adayı yapılarak ülkemize kadar uçurulan balonu...” diye soruyor sinema yazarı Murat Tolga Şen.

 

Hayır, izlemedim. Kimse de izlememiş zaten. Fransa’da 450 bin izleyici bulan film, Türkiye’de gişede çakılmış. İlk üç günde sadece 4,500 kişi izlemiş.

 

Türkiye’deki sinema yazarlarının çoğu ‘Ehlileştirilmemiş kısrak ya da sahipsiz, başıboş gezen yabanileşmiş atlar’ anlamına gelen Mustang’ı beğenmedi. ‘Mustang kadar hırçın, Fransız kadar yabancı’ diyen de oldu; filmi oryantalist bulan da... Kısacası Fransa’nın Yabancı Dilde En İyi Film Oscar adayı olan bu ‘Türk filmi’, Murat Tolga Şen’in tespitiyle, “Sırf içerdiği oryantalist muhafazakârlık eleştirisi ile yere göğe sığdırılamaz bir başyapıt olarak iteklendi ancak ülkemizde de vizyona girdikten bir süre sonra hakikat en güçlü haliyle ortaya çıktı; Deniz Gamze Ergüven ne yaptığını bilmiyor.”

 

Anladığım kadarıyla filmin mesajı şu: Alabildiğine özgür olmak isteyen lolita havalarındaki beş kız kardeşin önündeki en büyük engel, memleketin muhafazakar aile anlayışıdır... Kızları okula göndermeyip eve kapatmak, bir an evvel evlendirmek, her dolap açılışında görülen ‘direngezi’ yazılı tişört, arka planda muhafazakar bir politikacının kadınlara yönelik olumsuz cümleleri... Daha ne olsun. Bence Türkiye’ye Fransız bu yönetmen ne yapması gerektiğini biliyor!

 

Bedir Acar

STAR GAZETESİ / SANAT



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön