DUYURU

Ukraynalı Lena nasıl ‘Leyla’ oldu?



Biri tiyatronun kitabını yazan Zehra İpşiroğlu… Diğeri kıdemli oyuncu, ‘hoca’ mertebesine erişmiş Ayla Algan… Bu iki isim bir araya gelir de oyun sahnelerse izlenmez mi deyip, Bakırköy Belediyesi Yunus Emre Sahnesi’nin yolunu tuttuk; Lena, Leyla ve Ötekiler’i izlemek üzere. Sonunda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Benim açımdan oyun tam bir hayal kırıklığıydı.

 

Neden?

 

Kaç yılında yazıldı bilmiyorum, ancak, Zehra İpşiroğlu’nun ‘Lena’sının dilini eski, üslubunu ‘bayat’ buldum. Tek kişilik oyunda, çocukluk ve genç kızlık dönemlerini ‘harikalar ülkesi’ Ukrayna’da geçtikten sonra, bir Türk işçisine gönül verip İstanbul’un varoşlarında ‘Güneşören’deki (yazar Güneşli ile Güngören’i birleştirmiş olmalı) koca evine yerleşen Lena/Leyla’nın içine düştüğü kimlik krizi anlatılıyor.

 

Şaraba, dansa, medeniyete, cıvıl cıvıl yaşamaya alışık Lena, koca evine gelir gelmez bambaşka bir dünyanın içinde bulur kendini. Bu yeni vatanda ilk öğrendiği kelimeler ‘A-alınyazısı, Allah korusun,  B-Bismillah, bayram, C-cami, cenaze, cezve, çile, çocuk yapmak, D-dua okumak…’ Kolonya, seccade, tesbih… Uzayıp gidiyor liste… 

 

Yeni hayatında kocasının izni olmaksızın kapıdan dışarı adım atamayan Leyla ev hanesine hizmet eder, çocuk bakar, namaz kılar. Hem Namaz iyi bir spordur Lena’nın gözünde; yat kalk, yat kalk…’ Üstelik çocuklarından biri tarikata bile girmiştir.

 

Bunlar bütün oyun boyunca Lena/Leyla’nın monologlarından birkaçı. Oyunun geneline yayılmış bu hava, doğal olarak, ülkesine ‘kötücül’ bakışın; Bağdat Caddesinden Bağcılar’a bakışın eseri gibi sakil duruyor. Bu yüzden oyun ‘bayat’, bu evreyi atlatmış olması lazım aydınlarımızın. 

 

Yıllarca yabancı ülkede yaşamış biri olarak Lena ile empati kurabilir, varoştaki Leyla’nın paramparça olmuşluğunu anlayabilirim. Ancak, oyunun yazarı Zehra İpşiroğlu’nun kültür çatışmasının ötesine geçip, meseleye, daha üst bir kimlik olan din açısından bakmasını, ataerkil toplum yapısının aksayan yönlerini dine bağlayan orjantalistçe yorumlarını anlayamam. Bu tür yaklaşımlar, dini varoşlara hapsetme alışkanlığındaki aydın yabancılaşmasının bir örneği ve bu bakış açısının artık aşılmış olması gerekiyor.

 

Bedir Acar

STAR GAZETESİ / SANAT



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön