DUYURU

Balkanlar Benim Yurdum sansürü yendi



Yönetmen Yelda Yanat Bağcı’nın El Cezire Türk televizyonunun internet sitesinde yayınlanan Balkanlar Benim Yurdum belgeseli Bulgaristan’da ciddi tartışmalara yol açtı. 2007 yılında Avrupa Birliği’ne giren Bulgaristan’da yakın zamana kadar azınlık durumundaki Türkler’e yönelik ayrımcı uygulamaları gündeme getiren belgesel yüzünden Bulgar medyası Bağcı’yı hedef gösterdi. Belgesel yüzünden tehditler alan ve belgeseli yayından kaldırılmak istenen tecrübeli yönetmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeye hazırlanıyor. Yelda Yanat Bağcı ile belgeselini ve Bulgaristan’ın tepkilerini konuştuk…

 

Sizi Bulgaristan üzerine bir belgesel yapmaya iten neydi?

 

2011-2012 Balkan Savaşları'nın 100. yılıydı. Bundan dolayı hem Balkan Savaşları'nı hatırlatan hem o süreci irdeleyen o süreçten sonra neler olmuş, orada kalan Türkler neler yaşamış ve bugün durumları nedir bütün bu süreci toparlayan bir saatlik bir belgesel yapmak istedik.

 

En son Belene diye bir drama yapılmıştı bu konuda...

 

Evet Belene'den sonrasıyla ilgili hiçbir fikrimiz yoktu. 1989'da yoğun bir göç geldiğini biliyoruz ama bir kısmı geçemedi çünkü kapılar kapandı. Oradaki Türkler şu anda nasıllar, bakalım buradan nasıl bir hikâye çıkacak, dedik. 2012'nin Ekim ayında ön araştırma yapmak için Bulgaristan'a gittim. 12 bin kilometre yol yaptım. Hikâyenin derinine inelim gerçekten ne oluyor diye 150'nin üzerinde aile ile konuştum. Girip çıkmadığım köy, kahve, ev kalmadı. Ve hep aynı cevaplarla karşılaştım. Birçok şey dışarıdan değişmiş gibi görünüyor orada. Bulgaristan AB'ye değişmiş olduğu yönünde raporlar gönderiyordu ancak içeride pratikte birçok sıkıntı vardı. Özellikle din özgürlüğü, ana dillerini öğrenme ve kültürlerini devam ettirme konusunda hâlâ çok ciddi sıkıntı yaşıyorlardı.

 

Devlet eliyle mi yapılıyor bu baskılar yoksa bölgesel sorunlar mı?

 

Devlet eliyle yapılıyor demek biraz abartı olur ama devletin göz yumduğunu söyleyebiliriz. Şumnu Kültür Evi diye bir yer var örneğin. Belgesel için bu kültür evinin yöneticisi olan Nurten Remzi ile röportaj yapmıştım. Unutulmaya yüz tutmuş Balkan Türkülerini, manilerini bir araya getirmişler. Bir yaşlı bir de genç korosu, bir saz kursu, bir ebru kursu açılmış ve Türkçe bir kültür dergisi çıkarıyor. Yaptıkları iş bu. Ayda en az bir kere saldırıya uğruyorlar. Sazları kırılıyor, camlar indiriliyor, bilgisayarlar tahrip ediliyor. Polis geliyor tutanak tutuyor hiçbir şey bulamıyorlar. 2013 yılının sonlarında yaşandı bunlar. 2011'de Sofya'nın göbeğinde bir cami yakıldığını, orada namaz kılan insanların saldırıya uğradığını, darp edildiğini biliyoruz. Bu olaylara ait görüntüleri de Reuters'den aldım. Dolayısıyla bu sıkıntıların olduğunu biliyoruz. Buna rağmen belgeselde yer alan bilgileri yalanlamaya çalışıyorlar. 

 

Bu korkularının ardında yatan nedir sizce?

 

Türkiye politikasını desteklemeyen ve Türkiye ile ya da Osmanlı İmparatorluğu ile tarihsel birtakım sorunlarını hâlâ içselleştirememiş bazı toplumlar Türklerin uluslararası arenada kendilerini savunmalarına hiç alışkın değiller. Biz bu filmi 2013'te El Cezire Türk'ün internet sitesinde yayınladık Türkçe olarak. Ancak o zaman Bulgarlar filmin farkında değildi. Kendi kendimize anlatmış olduk olup biteni. İki hafta önce El Cezire İngilizce filmi İngilizce'ye çevirdi ve dünya çapında milyonlara ulaştı. İşte o zaman Bulgarların bir kampanyası oldu. Ana medya haberlerinde hedef olarak gösterildim. Ki bu AB yasalarına göre bir suçtur. Biz de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracağız. Sürecin sonlanmasını bekliyoruz. Bizi yalan söylemekle itham ettiler. Bulgaristan'daki Türklerin herhangi bir sorunu olmadığını, AB'nin gerekleri olan azınlık haklarını Türklere verdiklerini iddia ettiler. Tabi bu çok gerçek dışı bir şey. Bu kampanyanın sonucunda youtube'u, El Cezire'yi etki altına alıp filmi kaldırtmaya çalıştılar. Başarılı olamadılar. El Cezire filmi kaldırmadı. Youtube incelemeye aldı bu kadar çok negatif başvuru olunca. Ama neticede içerikte herhangi bir dini, milliyeti aşağılama olmadığı yönünde bir sonuç çıktı. Film tekrar Youtube'ta ulaşılabilir hale geldi.

 

Ama El Cezire filmi hiç kaldırmadı kendi sayfasından. Arkamızda durdular. Bu anlamda Başbakanlığın da bir hassasiyeti oldu. Onlar da arkamızda durdular.

 

Bulgar medyasında olaya objektif bakanlar olmadı mı?

 

Hâlâ oradaki gazetecilerin bana ulaşma çabaları var. Söyleyeceğimiz en ufak bir şey orada manipüle edilip çok farklı şekilde yayınlanacak. Ben o yüzden hiçbir Bulgar gazetesine ya da televizyonuna röportaj vermedim. Sadece şunu dedim; 'Ben söyleyeceğim her şeyi filmde söyledim. Sorduğunuz bütün soruların cevabı filmde var. Biz hiçbir yalan söylemedik ve hiçbir tarihi gerçeği çarpıtmadık. Biz filmin başında uluslararası seyirci için yapılan bir iş olduğu için şöyle bir giriş yaptık; Osmanlı İmparatorluğu’nun 500 yıl hüküm sürdüğü tüm toprakların haritasını verdik. Ardından da “Osmanlı İmparatorluğu 19. yüzyılın sonunda zayıflayıp topraklarını kaybetmeye başladığında buralardaki Türkler de kendi kaderlerine terk edilmiş oldu.” dedik. Buna çok kızmış vaziyetteler. Buna kızmalarının sebebi de şu; diyorlar ki ‘Siz tarihi çarpıttınız çünkü yüce Bulgar İmparatorluğu Osmanlı'dan önce de vardı. Bulgaristan Balkan Savaşları'ndan sonra varolmadı. Halbuki biz bugün anladığımız Bulgaristan'ın sınırlarının Balkan Savaşları ile çizildiğini söylüyoruz. Tarihi gerçeklerle bağdaşmayan bir durum yok burada.

 

Gülcan Tezcan

STAR GAZETESİ / SANAT



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön