DUYURU

Medeniyet arkeologları



Hattat Hüseyin Kutlu’nun temellerini attığı BİKSAD’da, klasik sanatlarımızla hem kayıp bir medeniyetin izi sürülüyor hem de artan İslamofobiye lisanıhâl ile cevap veriliyor…

 

Murat Öztekin KÜLTÜR SANAT SERVİSİ - Meşhur hattat Hamid Aytaç’ın talebelerinden Hüseyin Kutlu, modern zamanların çölünde, klasik sanatlarımızla bezeli bir vahayı yeşertiyor… Kutlu tarafından kurulan ve yönetim kurulu başkanlığını gazeteci Kemal Öztürk’ün yürüttüğü Bilim Kültür ve Sanat Derneği (BİKSAD) bin bir gece masallarının yaşandığı bir devri, yeniden gün yüzüne çıkarmak için çalışıyor. İstanbul’daki BİKSAD’da hattan minyatüre, ebrudan tezhibe kökleri bu toprakların derinlerinde olan birçok sanat, sayıları 700’ü bulan talebeye öğretiliyor. Klasik sanatlarımızla hem kayıp bir medeniyetin izi sürülüyor hem de artan İslamofobiye lisanıhâl ile cevap veriliyor. Ellerin yanında ruhlara da hitap ediyor. Şimdi de Beykoz’daki Ataullah Tekkesi’nde “İslam Medeniyetleri Bahçesi” meydana getirmek için çalışan Kutlu ve Öztürk’ten projelerini dinledik…

 

VAKIFLAR: YAKILAN BİR GEMİ

“Bulunduğumuz mekân önceden bir vakıftı. Osmanlı da, malumunuz bir vakıf medeniyeti idi” diyerek başlıyor sözlerine hattat Hüseyin Kutlu ve şöyle devam ediyor: Bütün vakıf eserleri de bu medeniyeti besleyen birer kaynaktı. Varlığı sadece bu dünyayla sınırlandırmayıp, iki cihanı birden düşünen inancın sahipleri, vakıflar yoluyla bu uğurda her şeyini feda etmişti. Fakat geçtiğimiz asırda gemileri yakarak, bu dünya ile irtibatı kestik. Vakıflar da o yakılan gemilerden biri oldu. Bolşevik İhtilâl ferdi mülkiyete el koyduğu gibi, bizde de vakfî mülkiyet devletleştirildi. Ve medeniyetimizle olan kopuş başladı.

Derin bir şekilde iç çeken Kutlu, “Osmanlının son devrinde eşyayı doğru olarak okumamaya başladık. Bir takım hususlarda geri kaldık. Ardından, geri kalmaktan bahseder olduk ama bu “geri olmak” ne demek düşünmedik. Dahası ileri olduğumuz hususları yok ettik. Yahya Kemal’in ‘Biz, milletçe tecennün ettik, cinnet getirdik’ dediği hâli yaşadık. 

 

SANATIN GELENEĞİ KOPTU

Biz şimdi, inkar ettiğimiz bu medeniyetimizi arıyoruz. Medeniyetin kendini en iyi ifade ettiği saha ise sanat. Mesela hat sanatımız… Dünyada bu kadar estetik zirveye ulaşmış bir yazı sanatı daha yok. Şimdilerde hat, yeniden canlanıyor ama bunun geleneği koptu. Bu bağlantıyı kurabilmemiz de öyle kolay olmayacak. Nasıl arkeologlar batık şehirleri, çok dikkatli ve detaylı bir şekilde ortaya çıkarıyorsa, biz de batırdığımız medeniyeti aynı şekilde keşfetmeliyiz” ifadelerini kullanıyor.

 

HER ŞEY O GÜN BAŞLADI

Ardından BİKSAD’ın nasıl doğduğunu şu sözlerle anlatıyor: İmam hatipte okurken, felsefe yoluyla fikrî bir mücadeleye karar verdim. Babam buna karşı çıktı ama dinlemedim. Üniversitede felsefe bölümüne girdim. Başladım hocalarla ve arkadaşlarla cebelleşmeye... O sırada dışarıdan vaizlik yapıyordum ve Hamid Aytaç hocadan hat sanatını da öğreniyordum. Derken felsefecilerle mücadele etmek için gittiğim fakültede, onların tesiri altında kalarak inkâr fırtınaları yaşamaya başladım. Ama bir taraftan da kürsüde din anlatıyordum. Yine bir gün vaaz ettiğim esnada cami gözüme bomboş görünmeye başladı. Yüreğimde değişik şeyler hissettim. O gün dünyam bir anda değişti, içimde büyük mücadele verme ateşi hâsıl oldu. Bir medeniyet merkezi olarak cami modelini nasıl meydana getirebilirim diye kafa yormaya başladım. Bunun için de vazife yaptığım Hekimoğlu Ali Paşa Camii’ni merkez olarak seçtim. Yıllarca orada mücadele verdim. Bu esnada hattat Hamid’den hat öğrenmeye devam ettim ve kendisinden icazet aldım. Sonra bu camideki küçük bir odada taliplerine hat öğretmeye başladım. Orada başka sanatları da vermeye başladık. Birkaç kişiyle atılan bu tohum, geçen yılların ardından büyüyerek, 700 talebesi olan BİKSAD’a dönüştü.

 

“İslam Medeniyetleri Bahçesi”

Maziyi koklayacağız

BİKSAD’ın kurucusu Hüseyin Kutlu, “İslam Medeniyetleri Bahçesi” projesini şöyle anlatıyor: “Burası, ‘İslam medeniyeti nedir?’ diye sorulduğunda cevap verecek bir yer olacak. Camimiz, tekkemiz, şifalı bitkiler bahçemiz, Osmanlı mutfağı gibi medeniyetimize dair birçok şey yer alacak. Burada her şey de bir sembol olacak. Mesela, havuzlar Dört Halifeyi temsil etmek için dört köşe olacak. Ehli Sünnet, bahçemize de yansıyacak. İnsanlar, burada hattatı hat yazarken, müzzehibi tezhip yaparken bizzat görerek klasik sanatlarımızı koklayacak.” Kemal Öztürk ise, “Bugün darbelerin ve savaşların olduğu bir dünyada, İslamofobiaya sanatla da cevap vermek istiyoruz. Buranın varlığıyla, terörizmle suçlanan İslam dininin, ne kadar güçlü bir sanata sahip olduğunu göstermeyi planlıyoruz. Çocuklarımızın BİKSAD’da yetişerek hem radikal düşüncelerden uzak kalmaları hem de sanat sahibi olmaları için çaba sarf ediyoruz. Bunun da geleneksel usullerle yapılmasından yanayız. Hüsnü hatta modernizmin bulaşmasına karşıyız” diye konuştu.

 

TÜRKİYE GAZETESİ / KÜLTÜR-SANAT



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön