DUYURU

Doğan: Bizi Endülüs’e çevirmek istiyorlar



Mehmet Doğan’ın ilk kitabı Batılılaşma İhaneti 1975 yılında yayımlandı ve korsan baskıları dışında bugüne değin 36 baskı yaptı. Bu kitap Doğan’ın yazarlık uğraşını temellendiren öz hükmündedir. Batılılaşma İhaneti, Mağlubiyet İdeolojisinin Sonu ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş; Doğan’ın yazarlık sürecinde ana hattı ortaya koyan üç duraktır. Doğan bu hattı yeni kitabı Neden Klâsiklerimiz Yok? ile iyice güçlendiriyor.

 

Klâsikler bir kültürün en rafine örneklerini listeler. Batı, klâsiklerle kurduğu kanonik yapıda İslâm dünyasına yer vermemektedir. Fakat aynı bilinç bizde de Batı doğrultusunda işletilmektedir. Yazar Yayınları’ndan çıkan Neden Klâsiklerimiz Yok’un temel meselesi de bu doğrultudur.

 

DİLE MÜDAHALE DARBEDİR 

 

Türkiye’de her işin başı alfabe değişikliğidir. Bu değişiklik bütün birikimimizi imha etmiştir. Bugüne değin varlığımıza yönelik en ciddi darbedir. Bu yetmezmişçesine hafızası silinen millete Batı doğrultusu şart koşulmuştur. İşte bu çerçevede “Hasan Ali Yücel’e büyük şöhret kazandıran klâsikler neşriyatı” (25) masum bir yayım olayı değildir. Süreç izlendiğinde ortaya başka bir manzara çıkmaktadır.

 

Mehmet Doğan, Türkiye’de takdir gören işlerden birisi olan, Milli Eğitim Bakanlığı Batı klâsikleri yayımına farklı bir açıdan bakıyor. Bu açı, Batı klâsiklerini, edebi niteliklerini tartışan bir yaklaşım değil. Herkes kendi klâsiklerini sahiplenirken biz neden klâsiklerimizin üstünü örtüyoruz? Doğan’ın sorusu bu.

 

Doğan’a göre alfabe değişikliğinin, dile müdahalelerin 1960’la başlayan askerî darbelerden hiçbir farkı yok. Bu darbeler sebebiyle Türkiye hâlâ köklü kültürel kurumlardan yoksun bir ülkedir. “Köklerden kopmadan yürütülen bir faaliyet alanımız” kalmamıştır. “Modernleşmeyi dini / dinî değerleri dışlamadan, bin yıllık birikimle uyumlulaştırarak” gerçekleştirmek gerekiyordu. Böyle yapmadık. Bunun için “yeni; fakat sığız.” Bu yüzeysellik sebebiyle ülke olarak, edebiyat, düşünce, bilim dünyası olarak “büyük sıçramalar” yapamıyoruz. Her nesil, her dönem, her işe “sıfırdan” başlıyor. Bu durumda gücümüzü, gücümüzü yok etmek için kullanıyoruz. Her dilin klâsikleri vardır. Bu “vazgeçilmez metinler” bu dil sahipleri için gündelik yaşantılarının bir parçasıdır. Bizse kendi klâsiklerimizi âdeta yasaklayarak sadece Batı klâsiklerine yer açıyoruz. Batı, kendi klâsiklerini ucuz baskılarla olabildiğince yaygınlaştırırken biz olanları da tahrif ediyoruz. Çünkü dilimizle aramıza koyduğumuz duvar yüzünden sadeleştirme diye bir icat yaptık ve bu icat bir eseri elli farklı yazarın kaleminden okuyucuya sunuyor. O eser, eser olmaktan çıkıyor.

 

BOŞALAN ALAN NASIL DOLDU

 

Türkiye 1930 yılında, Tanzimat’tan bu yana öğretim sisteminde yer verdiği Arapça ve Farsça derslerini kaldırıyor. Aynı yıl devlet katlarında, basın dünyasında, aydınlar arasında, “liselerde divan edebiyatının yeri olmamalıdır” tartışmaları yapılıyor. Bu tartışmalarda başı çekenlerden birisi de Tanpınar’dır. Hadi Tanpınar neyse, o savunabilir, aruz vezniyle şiir yazan Hâşim bile bunu savunduktan sonra nasıl klâsiklerimiz olabilir ki? Cumhuriyet’in ilk yıllarında liselerde gençlerin sadece Batı klâsiklerini okuyarak yetişmeleri savunulmuştur. Bunun kanunu çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu anlayışa göre, “Nefi’yi tanımamak Avrupalılık için noksan değildir. Türklük için de! Fakat Goethe’yi bilmemek büyük bir boşluktur.” İşte böyle bir çerçevede Türkiye Batı klâsiklerinin yayımını başlatmıştır. Önce alan boşaltılmış, sonra Batı’yla doldurulmuştur. 

 

OKUNACAK KİTAP LİSTELERİ

 

Kitabında müziğe de geniş bir yer ayıran D. Mehmet Doğan dil, edebiyat ve kültürde yaşanan açmazın 1932’de radyolarda Türk müziğinin yasaklanmasıyla müzikte de tekrarlandığını belirtiyor. Meseleyi aktüel bir zemine taşımak için Necip Tosun ve Mustafa Aydoğan’a yüzer kitaplık hikâye ve şiir listeleri hazırlatan Doğan, “Bizi Endülüs’e 

 

çevirmek istiyorlar” diyerek kültürel soykırım uyarısında bulunuyor. “Kendimize sahip çıkmanın en güvenilir yollarından birisi eserlerimize sahip çıkmaktır. Onlarla yaşamak ve yaşatmaktır. Bizi yaşatan eserlerimizi biz de yaşatalım ki yaşayalım.” Doğan’ın kitabında yayınlanan ‘okunması gereken kitaplar’ listesi de oldukça önemli. 

 

STAR GAZETESİ / KÜLTÜR SANAT



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön