DUYURU

Müsveddelerden Çıkan Hazine



Prof. Dr. İbrahim Şahin Röportajı

Tanpınar’ın ölümsüz eseri Huzur romanının finalinde intihar eden Suat karakterinin, kitapta bahsi geçen mektubu yarım asır sonra bulundu. Romanın seyrini değiştiren ve edebiyat camiasında büyük yankı uyandıran evrakları Prof. Dr. İbrahim Şahin gün yüzüne çıkardı. Mektubun yanı sıra Tanpınar evrakları arasında Nerval ve Valery’e dair çalışmaların olduğu metinler de eline geçmiş. Biz de sevgili Prof. Dr. İbrahim Şahin ile konu hakkında konuşma şansı elde ettik.

Yazının içerisinde orijinal mektubun bir kısmının görsellerini de ekledik, iyi okumalar!

Kaç yıldır Tanpınar üzerine çalışıyorsunuz ve kendi hikâyenizden kısaca bahsedebilir misiniz? Nerede okudunuz, nerede görev yapıyorsunuz ve kaç kitap yazdınız?

Tanpınar’ın eserleriyle tanışmam elbette öğrencilik yıllarımda oldu. Hemen her edebiyat bölümü öğrencisi gibi ben de Tanpınar’ı okuduğumda büyülendim. Fakat onun eserleri üzerinde çalışmak ayrı bir birikim istiyordu. O yüzden yılarca herhangi bir yazı yazmadım Tanpınar’a ilgili. Son on senede yazmaya başladım. Haz ve Günah: Bir Tanpınar Yorumu adlı çalışmam Tanpınar dilinin estetik değeri hakkındaydı ve 2012 yılında yayılandı. Kitap yayınlandıktan sonra da Tanpınar’la ilgili yazılar yazmaya devam ettim. Tanpınar hakkındaki son yazılarımın büyük bir kısmı yine romanlarının ve hikayelerinin dili ve metaforik anlamı konusundadır. Diğer yazılarım ise onun, kitaplarına alınmamış, dergilerde kalmış yazıları hakkındadır.

 

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1984 yılında mezun oldum. İlk görev yerim Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’dir. Halen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde görev yapıyorum. Yayınlanan birkaç çalışmam var. Meşrutiyet devrinin kenarda kalmış isimlerinden olmakla beraber önemli olduğunu düşündüğüm Selanikli Fazlı Necip adlı çalışmam bunlarda biridir. Ayrıca Kırımlı romancı Cengiz Dağcı hakkında doktora tezi hazırladım ve 1996 yılında yayınlandı. Son yayınladığım kitap basın ve edebiyat tarihimiz bakımından hakikaten mühim olan Enis Tahsin Til’in hatıralarıdır.

Suad'ın Mektubu

Tanpınar evrakının Türkiyat Enstitüsünde olduğunu nereden öğrendiniz ve bu evrak üzerine ne kadardır incelemeler yapıyorsunuz?

Tanpınar’a ait evrakın Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde olduğu yıllardır biliniyordu. Çünkü o evraklar arasında bulunan malzemeye dayalı çalışmalar yapılmıştı. Bu evrak araştırmacılara yıllardır açık. İsteyen gidip görebilir; üstelik artık dijital ortama aktarıldığı için çalışması daha kolay. Sadece sabır ve titizlik gerektiriyor.

 

Suad’ın mektubu dışında kalan evraktan da bahseder misiniz?

 

Evrakın büyük bir kısmı eski yazı. Tanpınar hemen hemen bütün müsveddelerini el yazısı –eski yazı ama- ile kaleme almış. Sonra da bazılarını daktilo etmiş. Hem eski yazı müsveddeleri hem de daktilo edilmiş müsveddeleri yeniden düzenlenerek ve eski yazılar yeni yazıya aktarılarak yayınlanması gerektiğine inanıyorum. Biliyorum ki bu evraklar arasında Tanpınar hakkında hem edebiyat araştırmacılarını hem de okuyucuyu ilgilendiren çok önemli bilgiler var. Örneğin yine Tanpınar evrakları arasında bulabildiğim ve üzerinde çalıştığım Nerval ve Valery’ye dair hazırlamakta olduğu metnin müsveddeleri var. Çünkü gördüğüm kadarıyla Tanpınar ömrünün son on-on beş senesinde Türk edebiyatından ziyade Batı edebiyatı okuyor ve Batı edebiyatı üzerinde çalışıyor. Zaten kendisi şiir anlayışı üzerinde Paul Valery’nin ne kadar etkili olduğunu söyler. Bize kalırsa sadece şiir anlayışı üzerinde değil, düşünme tekniği üzerinde de Valery’nin bilhassa Mösyö Teste’nin etkisi vardır. Paris ve İspanya Notları dâhil, gün ışığına çıkarılması gereken başka yazıları da var.

 

Suad'ın Mektubu

 

Bu eserler 50 yıldır neden ortaya çıkmadı? Kimse bilmiyor muydu? Araştırmacılara kapalı mıydı?

 

Tanpınar’dan kalan özel evrakın yıllardır orada olduğunu birçok akademisyen biliyordu. Üstelik üzerinde çalışanlar da oldu. Kimlerin bu evraklar üzerinde çalıştığını akademideki edebiyatçıların hemen hepsi bilir. Fakat neden ortaya çıkarılmadığının cevabını bilmiyorum. Belki yeteri kadar önemsemediler, belki yeteri kadar incelemediler. Ama örneğin aynı evrak arasında bulunan şiirlerin, Tanpınar tarafından daktilo edilmiş metinleri var. Bildiğiniz gibi bunlar orijinalleri ile birlikte yayınlandı. Demek ki kolaya kaçılmış. Tanpınar’ın el yazısı zor okunduğu için diğer evraka ilgi gösterilmemiş.

 

Bulduğunuz eserleri makale veya kitap olarak yayımlayacak mısınız?

 

Elbette bunları kitap formatında yayınlayacağım. Zaten mektubun düzenlenmiş halinin ilk bölümü önümüzdeki ay Türk Edebiyatı’nda yayınlanacak. Bilhassa Valery ve Nerval hakkındaki yazıları önemli. Bizim bulduğumuz Suad’ın mektubu, bir tarafıyla Huzur romanının içeriğine dâhildir. Huzur’da intihar ede Suad, intihar etmeden evvel bir mektup bırakır. Romanda, bu mektuptan birkaç cümle bile yer almıştır. Ama romanda mektubun tam metni yoktur. Tanpınar 1950’deki röportajında bu mektubu ayrıca yayınlayacağını söylüyor. Mektubun hikâyesi bu röportajla başlıyor. Fakat ne sağlığında ne de ölümünden sonra bu mektup yayınlanmamıştır. Bu yüzden söz konusu mektubun hiç yazılmadığına dair makaleler bile kaleme alındı. Ama görüldüğü gibi Tanpınar mektubu, en azından müsveddelerini, yazmış. Fakat son halini vermemiş.

 

Suad'ın Mektubu

 

Suad’ın mektubu, “Huzur” romanıyla ilgili yapılan çalışmaların yeniden gözden geçirilmesini mi gerektiriyor?

 

Önce şu yanlışı düzeltelim: Bulunan mektup Suad’a ait bir mektup. Mektuplar değil. Çünkü basında maalesef Suad’ın mektupları diye çıktı haber. Böyle bir şey yok. Bu tek mektup; fakat uzun bir mektup ve elimizde bulunan mektuba ait sayfalar müsvedde. Mektubun müsvedde halindeki sayfaları bir arada değildi. Başka yazıların arasına karışmış, dağınık bir şekilde idi. Bunların düzenlenmesi gerekti ve biz de düzenledik.

 

Suad'ın Mektubu

 

Mektup Huzur romanıyla ilgili çalışmaların yeniden gözden geçirilmesinden ziyade, edebiyat tarihinde inşa edilen Tanpınar imajının gözden geçirilmesini sağlayacaktır bana kalırsa. Çünkü Tanpınar, bu mektubu ayrıca yayınlayacağını söylediği andan itibaren Huzur eksik hale gelmiştir. Demek ki 1948-Huzur’un tefrika tarihi-den beri Huzur eksiktir. Mektup Huzur’u tamamlar. İkicisi romanda Suad ve Mümtaz iki ayrı dünya görüşünün alegorik karşılığıdır. Mümtaz yeteri kadar analiz edilmiş, fakat Suad edilmemiştir. Mektup Suad’ın yeteri kadar anlaşılmasını sağlayacaktır. Böylece Suad, okuyucunun gözünde meşrulaşacaktır. Bu önemli bir ayrıntıdır. Üçüncü bir konu, mitik kahraman Mümtaz’ın yanı başında, mektupla beraber mitik kahraman Suad ortaya çıkmıştır. Mektup ayrıca Tanpınar bilincindeki dönüşümün içeriğini ve yönünü göstermesi bakımından çok önemlidir. Biz Huzur tamamlandığında, Tanpınar’da ciddi bir zihinsel dönüşümün gerçekleştiğini iddia ediyorduk. Bu dönüşüm bilinen Tanpınar imgesini bozuyordu. Mektup bizi haklı çıkardı.

 

Son olarak şunu söyleyelim ki yirminci yüzyıl Türkiye’sinin evrensel kültüre katkısı öncelikle edebiyatıyladır. Tanpınar bu katkının üç beş önemli isminden biridir.

 

http://www.gerekeniyap.com/prof-dr-ibrahim-sahin-roportaji/



VİDEOLAR
FOTOĞRAF GALERİSİ
VAKIF TOPLANTILARI
XD CINEMA
EDEBİYAT KIRAATHANESİ
Üyeleri arasında Celâl Bayar, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Dr. Nevzat Atlığ, Ahmet Aydın Bolak, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu, Prof. Dr. Sabahattin Zaim gibi ülkemizin değerli şahsiyetlerinin yer aldığı Türk Edebiyatı Vakfı, Ahmet Kabaklı'nın girişimiyle 1978 yılında kuruldu.

KİTAPLARIMIZI SATIN ALMAK İÇİN

www.kitapyurdu.com

www.kitapyurdu.eu

www.idefix.com

Başa Dön